(1086 S. K. m. 95) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 27.06.2005 tarih ve 2003/769-2005/35-2005/86 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatifin inşa edeceği ticaret merkezindeki dükkanlardan iki adedini müvekkiline sattığını, müvekkili dükkanların bedelini peşin ödediği halde davalının ağır kusuru nedeniyle edimin ifasının imkansız hale geldiğini ileri sürerek, 7.769.532.162 TL zararın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Tarafların sulh olması nedeniyle mahkemenin 27.06.2005 tarihli kararı ile sulh sözleşmesinin onaylanmasına karar verilmiş, davacı vekilinin 11.08.2005 tarihli dilekçesi ile davadan feragati üzerine verilen 27.06.2005 tarihli ek karar ile, şarta bağlı olmayan sulh anlaşması ve böyle bir sulh üzerine verilen kararın kesin hüküm teşkil ettiği, bu nedenle davadan feragatin artık söz konusu olmayacağı, davacı sulh anlaşmasıyla sonuca ulaştığından bu aşamadaki feragatin harç uygulaması dışında bir sonuç doğurmayacağı, çelişkili davranış yasağına aykırı bu durumun MK. nun 2. maddesi gereğince himaye görmeyeceği gerekçesiyle dava sulh sözleşmesiyle kesin olarak sonuçlandırıldığından davacının feragat beyanı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, bu kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Sulh üzerine verilen mahkeme kararı ancak şekli anlamda kesinleştikten sonra kesin hüküm teşkil eder. Mahkemenin sulh üzerine verdiği 27.6.2005 tarihli kararı taraflara tebliğ edilip şekli anlamda kesinleştirilmeden davacı vekili 11.08.2005 tarihli dilekçesiyle davadan feragat etmiş, mahkemece 27.6.2005 tarihli ek karar ile sulh üzerine verilen kararın kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle artık davadan feragat edilemeyeceği gerekçesiyle feragat beyanı hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Hüküm verildikten sonra kesinleşinceye kadar davadan feragat edilmesi mümkündür. Davacı hüküm henüz temyiz edilmeden önce davadan feragat ederse, (Prof. Dr. Baki Kuru-Hukuk Muhakemeleri Usulü-2001 Baskısı Cilt 4-S.3565) karar verme yetkisi yerel mahkemeye değil, Yargıtay'a aittir. Mahkemece sulh nedeniyle bir karar verilerek davadan el çekildiğinden ve ancak Yargıtay'ın feragat nedeniyle verdiği bozma kararından sonra bir karar verilebileceğinden 27.6.2005 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir. HUMK. nun 95. maddesine göre davadan feragat kati bir hükmün sonuçlarını doğurur. Ancak, mahkemece sulh üzerine bir karar verilip, davadan el çekildikten sonra davadan feragat edildiğinden vaki feragat hakkında bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle ek kararın kaldırılmasına, davadan feragat hakkında bir karar vermek üzere hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy