(6762 S. K. m. 1301) (4721 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 163, 415)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Mut Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.05.2005 tarih ve 2005/2 - 2005/308 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı
.... Sigorta A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacının, TTK'nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda mahkemece davanın reddine dair tesis edilen hüküm, davacı
... Sigorta A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK'nun 1301 'inci maddesi hükmü uyarınca açılmış bulunan kasko sigortasından kaynaklanan rücu davası olup, davacı delil olarak trafik kaza tutanağına, fotoğraflara, ekspertiz raporuna ve bilirkişi raporuna dayanmış, hasar ve kusur oranının dosya üzerinden bilirkişi incelemesi suretiyle yapılmasını istemiş, buna karşı davalı vekili ise öncelikle kusur oranının tespiti yönünden mahallinde keşif yapılmasını talep etmiş ve tanık deliline dayanmıştır.
Her ne kadar MK'nun 6'ncı maddesi uyarınca herkes iddiasını ispat sorumluluğunda olduğundan, kural olarak davada yargılama giderlerinden olan keşif giderinin davacı tarafça karşılanması gerektiği düşünülebilir ise de, yukarıda açıklandığı üzere dava konusu olayda davacı kusur yönünden aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan trafik kaza raporunu, ekspertiz raporunu ve fotoğrafları ibraz ederek kusur ve hasarın buna göre belirlenmesini istediğinden, şayet ibraz edilen bu delillere göre kusur ve hasar tespiti mümkün ise, bu takdirde davacının iddiasını ispat edemediğinden söz edilemeyeceğinden mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan yazılı gerekçe ile kesin süreye uyulmadığından bahisle davanın reddi doğru olmadığı gibi, esasen mahallinde keşif yapılmasını isteyen davalı taraf olduğundan öncelikle bu hususta davalı tarafa mehil verilmek (ki gösterdiği tanıkların mahallinde dinlenmesi usul ekonomisi gereği olduğundan) ve yatırıldığında keşif icrası cihetine gidilmek, şayet davalı tarafça da keşif giderleri yatırılmaz ve de mevcut del illere göre davanın halli mümkün olmaz ise bu takdirde ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere HUMK'nun 415/2'nci maddesi uyarınca işlem yapılmak gerekirken, anılan hususlar gözden kaçılarak yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy