(1086 S. K. m. 49)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 03.05.2005 tarih ve 2004/1434-2005/653 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi dahili davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Figen Yılmaz tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olan aracın telefon direğine çarpması sonucu hasar verdiğini ileri sürerek, 1.983.896.727 TL tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu değerlendirilerek; davalı Yaşar Koca'nın kullandığı araç ile %100 kusurlu olarak, telefon direğine çarpması sonucu hasar verdiği gerekçesi ile davanın kabulüne; 1.983.896.727 TL maddi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı Koç Allianz Sigorta A.Ş vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava haksız eyleme dayanan tazminat istemine ilişkin olup aleyhine hüküm kurulan Koç Allianz Sigorta A.Ş kazaya neden olan aracın Zorunlu Mali Mesuliyet sigortacısı ise de; dava açıldıktan sonra harcı yatırılmayan, dahili dava dilekçesinin tebliği suretiyle davaya dahil edilmiş, mahkemece de sorumluluğuna karar verilmiştir. Oysa, Türk hukuk sisteminde hüküm sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dahil edilemeyeceği gibi mecburi dava arkadaşlığı dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemez. İhbar olunan kimse HUMK. nun 49. maddesi vd. uyarınca davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhinde davacı tarafından usulen açılmış ve harcı verilmiş bir dava olmadığı halde Koç Allianz Sigorta A.Ş aleyhine hüküm kurulması doğru görülmediğinden, dahili davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın dahili davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle dahili davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın dahili davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy