(1086 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya 1.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 16.06.2005 tarih ve 2005/978-2005/1372 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı banka ile üye işyeri sözleşmesi yaptığını, bu sözleşmeye dayalı olarak açılan hesap ile POS cihazından kredili alışveriş yapıldığını, ancak 2.542,42 YTL. için slip çekildiği ve onay verildiği halde, bankaca kredi kartının sahte olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işbölümü ve yetki itirazında bulunmuş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, mahkemenin yetkisizliğine ve talep halinde dosyanın Ankara Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte kredi kartı kullanıldığı gerekçesiyle, işyeri üyelik sözleşmesi kapsamında bankaca ödenmeyen paranın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı bankanın merkezinin Ankara olduğu, haksız eylemin de Seydişehir'de meydana geldiği, buna göre Konya mahkemelerinin yetkisiz olduğu gerekçesiyle, yetkisizlik kararı verilmiştir.
Ancak, somut olayda, davacı ile davalı banka arasında sözleşmesi ilişkisi bulunması nedeniyle, haksız fiil hükümlerinin uygulanması mümkün olmadığı gibi, davaya konu hesabın davalı bankanın Konya şubesinde açılmış olmasına ve buna göre uyuşmazlığın Konya şubesinin yapmış olduğu işlemden kaynaklanmış olmasına göre, HUMK. nun 17. maddesi uyarınca, şubenin bulunduğu Konya mahkemelerinde davanın görülmesi mümkündür. Zira, şubenin işlemleri kavramına şubenin yaptığı hukuki işlemlerin girdiği de şüphesizdir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.1, 5 Baskı, 1990, s. 311-312).
O halde, mahkemece, yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy