(3095 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 tarih ve 2004/1179-2005/526 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı sigortaya kasko sigortası ile sigortalı olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle başvurmalarına rağmen, sigortaca 3.600.000.000.TL. hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, bu meblağın reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aracın rent a car (oto kiralama) işinde kullanıldığını, gerçeğe aykırı beyan nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, aksi halde ödenen ve ödenmesi gereken prim oranına göre tazminatın hesaplanmasının gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, belirlenen hasardan eksik ödenen prim bedeli farkı düşülmek suretiyle belirlenen 2.128,46 YTL.nin reeskont oranında ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkin olup, davaya konu sigortalı aracın, oto kiralama işlerinde kullanıldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, bu durumda ne yapılacağı hususu üzerinde toplanmaktadır.
Mahkemece, bilirkişi raporunda tespit edilen değerlere göre, ödenmesi gereken prim ile ödenen prim arasındaki farkın, hasar bedelinden düşülmek suretiyle belirlenen tazminat üzerinden hüküm kurulmuştur.
Oysa, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, Kasko Sigortası Genel Şartların C.2-3. maddesi hükmüne göre, ödenmesi gereken sigorta priminin ödenen pirime oranı belirlenerek, bu orana göre gerçekleşen hasara karşılık gelen miktar belirlenerek, bu miktar üzerinden tazminatın ödenmesine karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki rapora da itibar edilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, dava dilekçesinde, 3095 sayılı yasada yapılan değişiklikle, 01.01.2000 tarihinden yasal faiz olarak belirlenen reeskont faizi oranında temerrüt faizi talep edildiği halde, reeskont oranında ticari faiz şeklinde, infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy