(6762 S. K. m. 1301) (2918 S. K. m. 85)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.06.2005 tarih ve 2004/1840- 2005/965 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının, TTK. nun 1301 inci madde hükmüne dayalı olarak, davalılar aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece, davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalılardan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminatın rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 nci maddesinde bir aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa; motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 3 üncü maddesinde işleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya uzun süreli kiralama, ariyet, veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır, şeklinde tanımlanmıştır. Doktrinde, işleten motorlu bir aracı, kendi menfaat ve hesabına işleten, tehlike ve masraflarını üstlenen, araç ile aracın işletilmesi için gerekli personel üzerinde fiilen ve doğrudan doğruya emir ve tasarruf yetkisine (gücüne) sahip olan kimse olarak tanımlanmıştır. (Bkz. Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku - Genel Hükümler, Genişletilmiş 2.Bası, Ankara, 1988, Cilt-2, Sh.243 ).
Somut olaya gelince, kazaya neden olan ve mümeyyiz davalı adına kayıtlı bulunan araç davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile dava dışı Konak Belediye Başkanlığı arasında yapılan 06.12.1999 tarihli protokol ile dava dışı Belediyenin temizlik işlerinde kullanılmak üzere bedelsiz olarak, Konak Belediyesine verilmiş, anılan protokolün 5/b maddesinde de, aracın bakımının, onarımının ve trafik ile ilgili her türlü işlemlerinin aracın kullanan Konak Belediyesine ait olacağı kararlaştırılmış, mahkemece, anılan protokolün iç ilişkiyi düzenlediği ve davacı yanı bağlamayacağı sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalılardan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın bahse konu aracın işleteni olup olmadığı yeterli ve denetime elverişli bir şekilde karar yerinde tartışılmak ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken sonuçta eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy