(3095 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.03.2005 tarih ve 2004/2034 - 2005/709 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalılara bağlı olarak çalışan Bismil Ziraat Bankası Şubesine 4.000.000.000 lira yatırıp, 14.11.2001 tarihinde, aylık vadeli hesap açtığını, şubenin daha sonra kapandığını, hesapların il'deki merkez şubeye aktarıldığını öğrendiklerini, ancak ödeme yapılamayacağının davalıların cevabi ihtarnamede müvekkiline bildirdiklerini ileri sürerek, 4.000.000.000 liranın 14.11.2001 itibariyle en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre, davacının hesaptan bir miktar para çektiğine dair dekontların hesabın varlığına işaret ettiği, bu durumda hesabın nakledilen şubeye aktarılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.000.000.000 liranın 14.11.2000 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek banka mevduatı faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, mevduat sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Dava dilekçesinde hesabın 14.11.2001 tarihinde aylık vadeli olarak açıldığı iddia edilmiş, temyizde vadesiz olduğu savunulmuş davacının dosyada mevcut müfettiş verdiği ifadede, bankanın, hesabın vadesiz olarak nitelendirdiğinden bahsedilmiştir. Dosyada hesap cüzdanlarının bazı sayfalarının kısmen okunaklı bölümlerinde, hesabın 14.12.2001 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde 14.11.2001 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle alacağın tahsili talep edilmiş olup, mahkemece, istem aşılarak faizin aşılarak faizin başlangıcı 14.11.2000 olarak belirlenmiş istem gibi, aynı oranda faize hükmedilmiştir.
Oysa hesabın açıldığı tarih ve hesabın türü gerektiğinde banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle kesin olarak belirlendikten sonra, vadeli ise, hesabın açıldığı tarihten akdi ilişkinin sona erdiği tarihe kadar akti faiz oranına, akdi ilişkinin sona erdiği tarihten tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Yasa gereğince avans oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Diğer yandan, mahkemece, davacının hesabından bir miktar para çektiği kabul edildiği ve dekontlar dosyada mevcut olduğu halde, bunların mahsubunun yapılması gerekirken, hesabın açılışında yatırılan 4.000.000.000 liranın kabulüne yönelik hüküm tesisi de doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalılardan banka bölge müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy