(1086 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İ. 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.06.2004 tarih ve 2003/2004/352 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı O. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi M.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete taşıma poliçesi ile sigortalı emtiaların davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araç ile taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu kamyonda taşınan sigortalı emtiadan hasar gören kısım için 3.670.000.000 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek, söz konusu miktarın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı O. vekili, genel yetki kuralları uyarınca yetkili mahkemenin müvekkili ve diğer davalının ikametgahı olan A. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatıyla sorumluluğunun yükü içermediğini, yükün gördüğü hasarın sürücünün sorumluluğunda olduğunu savunarak, davanın yetki ve esas yönlerinden reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının sigortalısı ile davalı araç sahibi arasında yapılan sözleşmede ihtilaf halinde İ. Mahkemelerinin ve İcra Dairelerinin yetkisinin kabul edildiği, böylece davalı ile sigortalı arasında yetki sözleşmesi yapıldığı, bu durumda sigortalısının haklarına halef olan davacı şirket tarafından sorumlulara karşı açılacak rücu davasında da bu yetki şartının geçerli olduğu gerekçesiyle davalı O. vekilinin yetki itirazının reddi ile yapılan yargılama sonucu davacıya taşıma rizikolarına karşı sigortalanan emtianın davalı O.'nun maliki, diğer davalının sürücüsü olduğu araç ile taşındığı sırada sürücü H.'nin tam kusurlu olarak sebebiyet verdiği trafik kazası sonucu sigortalı emtiada belirlenen hasarın 3.670.000.000 TL olduğu, meydana gelen hasardan davalı O.'nun araç maliki olarak sorumlu bulunduğu gerekçesiyle anılan davalı yönünden davanın kabulüne, diğer davalı H. hakkındaki davanın ise atiye bırakılması nedeniyle bu davalı hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı, davalı O. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya taşıma rizikolarına karşı sigortalanan emtiaların davalılar tarafından taşınması sırasında hasarlanması nedeniyle sigortalıya yapılan ödemenin rucüen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı şirketin yasal ve akdi halefiyet hakkına dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davasında yetkili mahkemenin tespitinde de halefiyet ilkesinin nazara alınması gerekmektedir. Bu durumda, sigortalı tarafından zarar sorumlusuna karşı tazminat davasının hangi yer mahkemesinde açılması gerekiyor ise, halefiyet ilkesi gereğince sigortacının da rücu davasını aynı yer mahkemesinde açması gerekmektedir. Bu ilke uyarınca, şayet sigortalı ile zarar sorumlusu arasında HUMK'nın 22. maddesi uyarınca bir yetki sözleşmesi mevcutsa, sigortacının bu anlaşmada yetkili kılınan mahkemede rücu davasını açması mümkündür. Somut olayda davacı şirket, sigortalısı ile davalı kamyon maliki O. arasında yapılan 06.11.2002 tarihli taşıma sözleşmesinde yazılı yetki şartına dayanarak İ. mahkemelerinin yetkili olduğunu ileri sürmüşse de, mümeyyiz davalı böyle bir yetki sözleşmesinin bulunmadığını savunmuştur.
Davacının yetki şartına ilişkin olarak dayandığı belge Kamyon ve Sürücü Tanıtım Fişi olup, dosyaya okunaklı olmayan fotokopisi sunulmuştur. 06.11.2002 tarihinde düzenlenen bu belgede bulunan imzanın davalı O.'ya ait olup olmadığı belli olmadığı gibi, anılan belgenin aslı da dosyaya getirtilmemiştir. Bu durumda mahkemece, bu belgenin aslının dosyaya getirtilmesi, aslı getirildiği takdirde davalı O.'a belge altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı hususunun sorulması, gerekirse imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre, davacının sigortalısı ile mümeyyiz davalı arasında kararlaştırılmış geçerli bir yetki şartının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, mümeyyiz davalı tarafından kabul edilmeyen, dosyaya sunulu fotokopi belgede yazılı yetki şartının geçerli olarak kabulü ile mümeyyiz davalının yetki itirazının reddine karar verilerek yazılı şekilde yargılamaya devamla uyuşmazlığın esasına girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek olmadığına karar verildi.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy