(818 S. K. m. 106)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ergani Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi'nce verilen 07.07.2005 tarih ve 2004/30 - 2005/542 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi İhsan A. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında yapılan 03.01.1997 tarihli kalker ve kil çıkarma ve taşıma işlerine ilişkin sözleşmenin, süresinden önce 20.10.1997 tarihinde davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 36.200.000.000.-TL'nin temerrüt faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin feshedilmediğini, özelleştirme sonrası yeniden yapılandırma için fabrikanın uzun süreli duruşa geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce Davacı yüklenicinin, isteyebileceği tazminattan, eksik iş nedeniyle yüklenici tarafından yapılmayan ve bu nedenle hesaptan düşülmesi gereken harcama kalemlerinin hesaplandığı bilirkişi raporuna yönelik davalı vekilinin; kalker ve kil yataklarının farklı mesafelerde olduğu, bu hammaddelerin çıkarılması ve taşınması işlemlerinin ciddi maliyet farkları içerdiği, esasen sözleşmedeki birim fiyatlarının da bunu doğruladığı, temel alınan delil tespit raporundaki isçilik giderleri hesabının yapılan iş ile ilgili olduğu ve yapılamayan iş hakkında gerçek verilere dayalı olarak ayrıca hesaplanması gerektiği gibi ciddi itirazlar üzerinde durularak, sözleşme konusu iş ve işlemler konusunda uzmanlık ve deneyim sahibi bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan alınacak yeni bir raporla bu itirazların aşılması ve karşılanması gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre, davacının defter kayıtları esas alınarak işin yapılmamasından dolayı akaryakıt, amortisman ve personel harcamaları gibi gerçekleşmeyen gider kalemlerinin toplamı olan 17.271.860.096.-TL'nin indirilmesinden sonra istenebilecek tazminatın 28.059.226.492.-TL olduğu gerekçesiyle, bu meblağ üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kalker ve kil çıkarma ve taşıma işlerine ilişkin sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan kazanç kaybının tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma kararına uyularak, bilirkişi raporu alınmış ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bozma ilamında belirtilen hususlara yönelik yanlış değerlendirme yapılmıştır. Dairemiz bozma ilamında, davacının sözleşme gereği yapması gerekip de yaptırılmayan işler nedeniyle isteyebileceği tazminattan, işin yapılmaması nedeniyle oluşmayan akaryakıt, amortisman ve personel harcamaları gibi kalemlerin gerçek verilere dayalı maliyetlerinin düşülmesi gerektiği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 9 ay 8 gün içinde yapılan işler nedeniyle oluşan akaryakıt, amortisman ve personel giderlerine ilişkin hesaplanan bedel, yapılmamış işler nedeniyle oluşmayan giderler olarak kabul edilerek istenebilecek toplam tazminattan düşülmüş ve fahiş tazminat belirlenmiştir.
O halde, mahkemece, sözleşme konusu iş ve işlemler konusunda uzmanlık ve deneyim sahibi bilirkişilerden oluşturulacak kuruldan alınacak yeni bir raporla veya hükme esas alınan bilirkişilerden alınacak ek raporla, öncelikle, sözleşmenin yürürlük süresi olan 9 ay 8 günlük süre içinde, sözleşmede belirtilen birim fiyatlar üzerinden yapılması gerekip de yaptırılmayan işlere ilişkin istenebilecek toplam tazminat bedelinin belirlenmesi gerekir. Daha sonra, yaptırılmayan işler nedeniyle oluşmayan gider kalemlerinin gerçek bedeli hesaplanarak istenebilecek bu toplam tazminattan düşülüp, davacının oluşan kazanç kaybına ilişkin tazminat bedelinin belirlenmesi gerekir. Bu nedenle, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirme yapılması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA; ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy