(6762 S. K. m. 1281, 1282, 1292) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 023.06.2005 tarih ve 2000/263-2005/430 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve Fer'i Müdahil vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete kasko sigortalı aracın uğradığı hasar bedelinin, usulüne uygun müracaata rağmen ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik (9.600.000.000.) TL. nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu hasarın poliçenin tanzim tarihinden önce ve iddia edilen yerden başka bir yerde meydana geldiğini, bu nedenle TTK. nun 1292/son maddesi uyarınca sigortadan talepte bulunma hakkının yitirildiğini, ilk prim taksidinin ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, talebin fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında geçerli bir sigorta poliçesi olmasına rağmen, kazanın iddia edilen yer ve zamanda meydana geldiğinin ispatlanamadığı, davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile fer'i müdahil vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mal sigortası türlerinden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Poliçe Genel Şartları'nın A-1. maddesine göre gerek hareket, gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötü niyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamındadır.
Diğer taraftan, TTK. nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı Yasa'nın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın öncelikle sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Davalı sigortacının olayın ihbar olunan şekilde olmadığını somut delillerle kanıtlanması halinde ise, bu kez isbat külfeti yer değiştirmekte ve sigorta ettiren hasarı doğuran kazanın başka bir şekilde gerçekleştiğini ve hasarın teminat dahilinde olduğunu kanıtlama yükümlülüğü doğmaktadır.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, olayın 08.10.1999 tarihinde ve sigorta poliçesinin yürürlükte olduğu sırada meydana geldiği, aynı tarihli kaza tespit tutanağı ve alkol raporu ile ispat edilmek istenmiştir. Davalı vekili de, olayın iddia edilen yer ve zamanda meydana gelmediğini savunmuş, ekspertiz raporu ile bilirkişi raporlarına dayanmıştır. Dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ayrıca dava konusu aracın malikinin fer'i müdahil Yaşar M. olduğu, sigorta poliçesinde ise sigortalı olarak davacı İsmet'in gösterildiği, Yaşar'ın da poliçede ruhsat sahibi olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, ispat yükümlülüğü yukarıda açıklandığının aksine öncelikle davacı sigorta ettirene yüklendiği gibi, davacının sigorta yaptırmakta yararı olup olmadığı, diğer bir deyişle aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı üzerinde de durulmamıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, öncelikle davacının dava konusu aracı sigorta yaptırmakta yararının olup olmadığı belirlenmeli, yararı bulunduğu anlaşılırsa bu kez ispat yükünün, yukarıda açıklanan şekilde ve öncelikle davalı sigortacıda olduğu gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile fer'i müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararının mümeyyiz taraf yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy