(2918 S. K. m. 109) (6762 S. K. m. 1301) (818 S. K. m. 133) (765 S. K. m. 565)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 14.07.2005 tarih ve 2005/314-2005/725 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı sigortacının TTK. nun 1301. maddesi hükmüne dayalı olarak davalı taraf aleyhine açtığı rücu davası sonucunda, mahkemece davanın kabulüne dair tesis edilen hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, kasko sigorta sözleşmesine dayalı alacağın rücuen tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davalı vekili tarafından esasa cevap süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş, mahkemece uzamış ceza zamanaşımı süresi dolayısıyla, davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir.
Oysa bu davanın konusu, araç hasarına ilişkin olarak ödenen bedelin rücuen tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dolayısıyla, 2918 Sayılı KTK. nun 109/2. maddesinde düzenlenen kuralın bu dava ile ilişkilendirilmesi mümkün değildir. Zira, araç hasarına doğrudan bağlantılı maddi zararlar bakımından ceza zamanaşımı süresi, eski TCK. nun 565. maddesinde yazılı tehlikeli araç kullanmak suçuna ilişkin zamanaşımı süresine karşılık gelmekte olup bu süre, 2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinden daha kısadır. Yeni TCK.nda ise, anılan fiiller suç olmaktan çıkarılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, tedavi giderleri veya destekten yoksun kalma tazminatı gibi yaralama veya ölüm ile ilişkili bir olaydan dolayı zarar gören tarafın açtığı bir dava söz konusu olmadığından, yaralama ile ilgili ceza zamanaşımı süresinin de bu dava ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece, somut olayda 2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı kabul edilip, bu sürenin geçirilmiş olup olmadığının ve BK.nun 133. maddesinde düzenlenen zamanaşımını kesen nedenlerin bulunup bulunmadığının araştırılması, diğer bir deyişle davalı vekilinin zamanaşımı savunmasının bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararının davalı yararına BOZULMASINA; ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy