(818 S. K. m. 146)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karadeniz Ereğli Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.07.2005 tarih ve 2005/33-2005/452 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı ile müteselsil borçlu olarak birlikte imzaladıkları bono nedeniyle, icra takibi sonucunda alacaklı lehdara 10.911.210.000.TL. ödeme yaptığını ve davalının müteselsil borçluluk nedeniyle bu borcun 5.465.000.000.TL. kısmından sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu meblağın temerrüt faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, duruşmada son oturumda müvekkilinin kefil olduğunu savunarak, bu konuda alacaklının dinlenmesini ve sonuç olarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, tarafların müteselsil sorumlu oldukları ve davacının kefil olduğu kabul edilse bile BK.nun 146. maddesi gereği hissesinden fazla ödeyen kefilin diğer borçluya bu oranda rücu edebileceği gerekçeleriyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tarafların birlikte imzalamış oldukları bonoya dayalı olarak, bono alacaklısına ödeme yapan davacının, birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle, ödediği meblağın yarısının, bonodaki diğer imzanın sahibi olan davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Davaya konu bono, kefil hanesi boş bırakılarak, her iki tarafça imzalanmış olup, bunun dışında, bono üzerinde taraflardan birinin asıl borçlu, diğerinin ise kefil olduğu yönünde başkaca bir kayıt bulunmadığı gibi, davalı tarafça da bu hususta bir yazılı delil sunulmamış olduğundan, bu durumda davanın taraflarının davaya konu bononun müşterek borçluları olduklarının kabulü ile sonuç olarak, bonodaki meblağın yarısından davalının sorumlu tutulması doğru olmuştur.
Ancak, davalı vekilinin, kendi müvekkilinin, bononun kefili olduğu yönündeki savunması; mahkemece, yanlış anlaşılmak suretiyle, adeta davacının kefil olduğu savunulmuş gibi, bu halde dahi bunun adi kefalet olduğu ve bu durumda bile BK.nun 146. maddesinin uygulanmasının gerektiği şeklinde bir gerekçeye dayanılması doğru değil ise de; yukarıda açıklanan nedenlerle, sonucu itibarıyla doğru olan hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, sonucu itibariyle doğru olan kararın, açıklanan değişik gerekçeyle, ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 128.91 YTL harcın temyiz edenden alınmasına, 18.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy