(1086 S. K. m. 83) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.07.2005 tarih ve 2004/425-2005/358 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi Kasım Ardıç'ın davalı şirkete ferdi kaza ve trafik sigorta poliçesiyle sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada 11.11.2002 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybettiğini, müvekkillerinden Fikriye Ardıç'a Ferdi Kaza Sigorta Poliçesinden 333.333.334 TL ödendiğini, diğer davacıya yasal mirasçı olmadığı belirtilerek ödeme yapılmadığını, ZMMS Poliçesi limitinin tamamı olan 18 milyar liranın murisin uzun yıllardır ayrı yaşadığı resmi nikahlı eşine ödendiğini, murisin imam nikahlı eşi ve kendisine 6 çocuk veren davacı Emine Bayram ve dul kızı Fikriye'nin destekten yoksun kaldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıların her biri için 2'şer milyar lira destekten yoksun kalma tazminatının ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 2.6.2005 tarihli ıslah dilekçesiyle talep edilen miktarı davacı Emine Bayram için 8.229.142.610 TL'ye, davacı Fikriye için 4.120.270.284 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi limiti olan 4 milyar liranın veraset ilamındaki payları oranında yasal mirasçılara 28.1.2003 tarihinde ödendiğini, yasal mirasçı olmayan davacı Emine'nin talepte bulunamayacağını, mirasçıların başvurusu üzerine aktüerya hesabı yaptırıldığını, murisin eşi dışındaki mirasçıları 18 yaşını doldurduğundan trafik sigorta poliçesi limitinin tamamı olan 18 milyar liranın nikahlı eşine ödendiğini, iyiniyetle ödemede bulunan müvekkilinin sorumluluktan kurtulduğunu, davacıların taleplerini nikahlı eşe yöneltmeleri gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davacı Emine ve murisin birlikte yaşadıkları ve birliktelikten 6 çocuklarının olduğu göz önüne alındığında bu davacının BK.nun 45/son maddesi uyarınca ölenin desteğinden yoksun kaldığı, davacı Fikriye'nin de boşanmış olması nedeniyle ölen babasının yardım ve desteğinden yoksun kaldığı, dolayısıyla davacıların tazminat talep edebilecekleri, davalının koltuk ferdi kaza sigorta poliçesi teminatını mirasçılara ödediği, zorunlu mali mesuliyet sigortasından davacı Emine'nin 6.732.934.863 TL, davacı Fikriye'nin ise 3.371.130.234 TL destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceği, davacıların davalıya gönderdikleri ihtarnamede verdikleri süreye göre 8.7.2003 tarihinden itibaren faiz isteme hakları var ise de, taleple bağlı kalınarak dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, davacıların alacakları ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 27.6.2003'de muaccel olduğundan bu tarih itibarıyla 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava ve ıslah tarihinde dolmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve ıslaha ilişkin zamanaşımı def'i süresinde olmadığından ve davacı vekilinin zamanaşımı def'inin süre geçirildikten sonra yapıldığı gerekçesiyle karşı çıkmış bulunmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Muris Kasım Ardıç'ın davacılara ölmeden önce fiilen destek olup olmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş bu nedenle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece davacıların davalıya gönderdikleri ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 27.6.2003'den 8 işgünü sonrasında davalının 8.7.2003 tarihinde temerrüde düştüğü ve davacıların bu tarihten itibaren faiz isteme hakları bulunduğu kabul edildiği halde taleple bağlı kalınarak dava ve ıslah tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Dava dilekçesinin üst kısmında alacağın ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsili istendiği ve bu nedenle 8.7.2003 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi de kararın davacılar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy