(2004 S. K. m. 194)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 26.10.2004 tarih ve 2004/207-2004/1072 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 11.836.000.000.-TL.nin altında bulunduğundan HUMK.nun 3156 sayılı kanunla değişik 438 nci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş Cesur tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin hesabı bulunduğu, davalı bankanın telkini ile bankanın bağlantılı kuruluşu olan İmar Off Shore Ltd. Şti.'ne para yatırdığını, daha sonra mevduatını İmar Bankası A.Ş.'ye getirdiğini, davalı TMSF.nun da mevduat hesabını garanti ettiğini, ancak daha sonra çıkarılan yasa ile mevduatın sigorta kapsamından çıkarıldığını, bu Yasa'nın Anayasa'ya aykırı olduğunu, ileri sürerek, şimdilik 1.000.000.000 TL'sının faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İmar Bankası TAŞ. vekili, müvekkili bankanın yönetim ve denetiminin TMSF'na intikal ettiğini, bu nedenle husumete ehil olmadıklarını, kıyı bankasındaki hesabına BDDK.nun bankaya el koyma tarihinden geriye doğru 1 ay içinde karşılığı ödenmeksizin getirtilmesi halinde Fon tarafından ödenmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkilinin mevzuat gereği kendisine verilen görevleri tek taraflı ve kamu gücünü kullanarak yerine getirdiğini, bu nedenle idari yargının görevli olduğunu, off-shore hesaplarının tasarruf mevduatı kapsamında bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, TMSF.nun kanunla kendisine verilen görevleri tek yanlı ve kamu gücünü kullanarak yerine getirdiği, uyuşmazlık mahkemesi kararları ile de TMSF aleyhine açılan davaların idari yargıda görülmesi gerektiğinin kesin olarak karara bağlandığı, davacının off-shore hesabının mevduat hesabına çevrildiği, 5021 Sayılı Yasa ve 2003/6668 Sayılı Bakanlar Kurulu kararları gereğince bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru 1 ay içinde davalı bankaya, kıyı bankalarındaki hesapların Fon'ca sağlanan mevduat güvencesinden yararlanmak amacıyla karşılığı ödemeksizin aktarılması halinde, TMSF tarafından bir ödeme yapılmayacağı davalı İmar Bankası A.Ş.'ne TMSF tarafından el konulduğundan davacının alacağını İmar Bankası A.Ş.'den talep edemeyeceği gerekçesiyle TMSF hakkında açılan davada idari yargı görevli olduğundan, İmar Bankası TAŞ. aleyhine açılan davanın ise esas bakımından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılardan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hakkındaki davanın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının yerinde bulunmasına göre, davacı vekilinin bu davalıya yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile verilen görevsizlik kararının onanması gerekmiştir.
2- Dava, Off Shore hesabında bulunan ve 17.06.2003 ve 21.06.2003 tarihlerinde getirtilerek davalı banka nezdinde vadeli mevduata dönüştürüldüğü iddia edilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davaya konu hesabın dava dışı İmar Off Shore Ltd. şirketine ait hesaptan davalı banka hesabına aktarıldığı, ancak 5021 sayılı Yasa gereğince davalı bankanın mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı gerekçesiyle davalı banka aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesine ekli mevduat cüzdanı fotokopisine göre hesap İmar Bankası A.Ş nezdinde bulunmaktadır. Bu durumda bankaya yatırılan paranın TMSF ve bankadan tahsilinin istenilmiş olmasına göre, TMSF aleyhine idari yargı yerinde açılacak dava sonucu verilecek karar banka aleyhine açılan bu davanın sonucuna da etkili olacaktır.
O halde mahkemece, davalı banka aleyhine idari yargı yerinde TMSF'na karşı açılacak o davanın sonuçlanmasının beklenmesi ve idari yargı tarafından verilecek kararın bu davaya etkisine göre davalı banka hakkında bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davalı banka yönünden davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Öte yandan, dosyadaki bilgi ve belgelerden hüküm tarihinden sonra davalı bankanın iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davalı banka yönünden İİK. nun 194 üncü maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir. Anılan maddeye göre, iflasın açılması ile müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları, acele haller ve maddede yazılı olanlar haricinde durur ve ancak alacaklıların ikinci toplantısından 10 gün sonra devam olunabilir. O halde mahkemece, taraf sıfatına ilişkin bu durumun re'sen gözetilerek bir ara kararı ile davalı banka hakkındaki davanın alacaklıların ikinci toplantısından 10 gün sonraki bir tarihe kadar durmasına karar verilmesi ve bu tarihten sonra yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalılardan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu hakkında verilen karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA; 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davalı banka yönünden verilen kararın davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ise kararın re'sen BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy