(CMR m. 27) (1086 S. K. m. 9, 19)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 08.03.2005 tarih ve 2002/873-2005/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan sigorta şirketinin sigortacısı, diğer davalı şirketin ise taşıyıcısı olduğu müvekkilince ihraç edilen emtianın İstanbul-Bakü nakliyesi sırasında bir kısmının hasarlandığını ve zayi olduğunu ileri sürerek, 4860 USD hasar tutarının 24.01.2002 tarihinden itibaren fiili ödeme günündeki kur üzerinden TL. karşılığının temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Generali-Kent Sigorta A.Ş. vekili, müvekkili şirketin ikametgahının Karaköy olduğunu, yetkili mahkemenin Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu savunarak, davanın yetki ve esas yönünden reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davalılardan Generali-Kent Sigorta A.Ş. nin yetki itirazının HUMK.nun 19 uncu maddesince kabulü ile bu davalı yönünden dosyanın tefriki ile yetkili Beyoğlu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, diğer davalı yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 2.009,61 YTL. nin karar tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, kararın yalnızca davacı tarafça temyiz edilmiş olmasına, bu nedenle miktara ilişkin temyiz itirazının değerlendirilmesinde aleyhe bozma yasağının gözetilmesinin zorunlu bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalılardan sigorta şirketinin nakliyat sigortacısı, diğer davalının ise taşıyanı olduğu emtianın İstanbul'dan Bakü'ye taşınması sırasında hasarlanmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davalılardan Generali-Kent Sigorta Şirketi vekili, müvekkilinin ikametgahının Karaköy olması nedeni ile yetkili mahkemenin Beyoğlu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuş olup, anılan bu davalının yetki itirazı mahkemece, HUMK. nun 19. maddesince kabul edilerek, bu davalı yönünden dosyanın tefriki ile yetkili Beyoğlu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Oysa, işbu dava davacı sigorta ettiren tarafından, davalılardan Generali-Kent Sigorta Şirketi aleyhine nakliyat emtia sigorta poliçesine, diğer davalı aleyhine ise taşıyıcı sıfatı ile yöneltilmiş olup, HUMK. 9, II.c.1'de, bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılacağı belirtilmiştir. Öte yandan, davalı sigorta şirketi vekilince ikametgaha dayalı olarak yetki itirazında bulunulmuş olup, HUMK. 19 uncu maddesi ile sigorta tazminat davaları bakımından alternatif yetki kuralı getirilmiş bulunulmasına göre, anılan bu maddenin bu dava ile ilgisi bulunmamaktadır. Kaldı ki, poliçe dahi İstanbul'da düzenlenmiş olup, HUMK. 9, II.c.1. hükmü, hem ihtiyari hem de zorunlu dava arkadaşlığında uygulanır.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davanın davalı taşıyanın ikametgahının Sirkeci/İstanbul olması da gözetilerek, davalılardan Generali-Kent Sigorta Şirketi vekilinin yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Öte yandan, CMR. Konvansiyonu'nun 27/1 inci bent hükmünde, hak sahibinin ödeme talebinin yazılı olarak taşıyıcıya gönderildiği tarihten, böyle bir talepte bulunulmamış ise, dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedileceği öngörülmüştür. Bu madde hükmü temerrüt faizini düzenlediğine göre, talebin gönderildiği tarihten anlaşılması gereken talebin ulaştığı tarih olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. (Dairemiz'in 25.11.1999 tarih ve 8068-9566 sayılı ilamı)
Somut olayda, mahkemece, davalı taşıyan yönünde karar tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş olup, ihtarnamenin tebliğini kanıtlaması için davacı tarafa süre verilmesi, tebliğ kanıtlandığında bu tarihten, aksi halde dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, açıklanan düzenleme üzerinde durulmadan, hiçbir gerekçe ortaya konmadan karar tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy