(1086 S. K. m. 75) (818 S. K. m. 42, 43) (556 S. KHK. m. 66)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sına-i Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.05.2004 tarih ve 2003/701-2004/297 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkili adına tescilli L. markasını taşıyan taklit ürünleri üretip ihraç işlemlerini başlattığının Halkalı Gümrük Müdürlüğü yazılarından anlaşıldığını ileri sürerek davalı eyleminin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve menine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500.000.000 TL maddi ve 1.000.000.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, el konulan ürünlerin imhasına, depolama ve sundurma ücretinin davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne, davalı eyleminin davacı markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine ve önlenmesine, gümrük idaresince el konulan 784 adet taklit ürünün etiketleri sökülerek ye masrafları dayalı taraftan alınmak üzere Çocuk Esirgeme Kurumu'na teslimine, davacı ürünlerinin taklitleri henüz piyasaya sunulmamış olduğundan maddi tazminat isteminin reddine, takdiren 500.000.000 TL manevi tazminatın 20.5.2003 tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün ilânına karar verilmiştir:
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme, kararının gerekçesinde dayanılan delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava konusu taklit ürünlerin davacı markasını içeren etiketlerinin sökülmesi mümkün ise imhasına değil, etiketler sökülerek davalıya teslimine karar verilmesi gerektiğinden mahkemenin bu ürünlerin etiketleri sökülerek ve masrafları davalıya ait olmak üzere Çocuk Esirgeme Kurumu'na teslimine ilişkin kararı yönünden (davalı temyizi olmadığından) davacının temyizde hukuki menfaati bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında; kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı-dava dilekçesinde maddi tazminat talep etmekle bu talebinin dayanağını ve 556 sayılı KHK'nin 66. maddesinde yer alan değerlendirme usullerinden hangisini tercih ettiğini beyan etmemiştir. O halde mahkemece, HUMK'un 75. maddesi uyarınca davacıya maddi tazminat isteminin dayanağını ve tazminata yönelik değerlendirmelerden hangisini tercih ettiği açıklattırarak o yönde inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi, bu yöndeki incelemelerin sonuç vermemesi halinde BK'nın 42 ve 43. maddelerine göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle maddi tazminat talebinin reddi doğru görülmemiştir.
3- Davacı markasının tanınmış marka olduğu ve talep edilen 1 milyar liralık manevi tazminatın makul olduğu gözetilmeksizin yetersiz miktarda manevi tazminata hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy