(556 S. KHK. m. 7, 8, 24, 25)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.06.2005 tarih ve 2004/516 - 2005/371 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Figen Y. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, asıl dava dosyasında; müvekkili Hasan K.'nın CASA ibareli markanın maliki olduğunu, diğer müvekkili davacı şirket ile yaptığı lisans sözleşmesi uyarınca markayı aralıksız olarak kullandıklarını, ancak davalı Süntaş A.Ş'nin benzer ürünlerde kullanmak üzere CASAMİA ibaresini tescili için diğer davalı TPE'ye başvuru yaptığını, itirazlarının davalı kurum tarafından reddedildiğini, oysa her iki markanın birbirinin benzeri olup aynı ürünlerde kullanılacaklarını, bunun da iltibas yaratacağını ileri sürerek, YİDK. nun 14.05.2001 tarih ve M-671 nolu kararının iptalini ve davalıya ait 1999/6222 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini (birleşen dosyada da aynı talepte bulunmuştur) talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili; YİDK kararının yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Süntaş Sünger Yatak Sanayi Ticaret A.Ş vekili; davalı markanın yazı ve telaffuz itibariyle davacı markasıyla benzer olmadığını bu nedenle davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporuna göre; birleşen dosyanın takip edilmemesi nedeni ile işlemden kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, davacıların markası ile davalıların markası iltibasa neden olacak derecede benzer ise de, davacıların markası 24. sınıftaki ürünler için tescilli olmadığı bu nedenle de davalı markanın 24. sınıftaki ürünler yönünden tescili olanaklı olduğundan ayrıca davacı tescil aşamasındaki itirazında tanınmışlık olgusu üzerinde de durmadığı gerekçesi ile bu talebe ilişkin davanın reddine; ancak 20. sınıftaki ürünler yönünden davacı markası ile davalı markanın aynı veya benzer ürünler için kullanılacakları, davalı markasındaki MİA ekinin davacı markası ile görsel ve sözel anlamda farklı kılmayacağı, tüketiciler üzerinde davacı markasını anımsatacağı gerekçeleri ile bu yönden davanın kabulü ile YİDK'nın 14.05.2001 tarih ve M-671 nolu kararının 20. sınıftaki ürünler yönünden iptaline karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacılar vekilinin temyiz itirazına gelince; dava, YİDK kararının iptali ve davalıya ait 1999/6222 nolu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının tescilini istediği markasının 20. sınıftaki ürünler yönünden davacı markası ile aynı veya benzer ürün için kullanılacağı gerekçesi ile istemin kabulüne karar verilirken, 24. sınıftaki ürünler yönünden, davacı markasının bu sınıftaki ürünler için tescilli olmadığı ayrıca davacının tescil aşamasındaki itirazında tanınmışlık olgusuna dayanmaması nedeni ile bu isteme ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
556 Sayılı KHK. nun 24. maddesinde, markaların kullanılacağı mallar veya hizmetlerin, markaların tescili amaçları için malların veya hizmetlerin uluslararası sınıflandırılmasına ilişkin esaslara göre sınıflandırılacağı, sınıflandırma ile ilgili ilkelerin yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.
Malların ve hizmetlerin sınıflandırılmasında 12.07.1995 tarihli 95/7094 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile tarafı olunan Markaların tescili amacıyla mal ve hizmetlerin uluslararası sınıflandırılmasına ilişkin Nice anlaşması uygulanmaktadır. Nice Anlaşması ile mal ve hizmetler, gösterdikleri ortak özellikler gözönünde tutularak ilk 34 sınıfta mallar, son 11 sınıfta da hizmetler olarak sınıflandırılmıştır.
Nice Anlaşmasının 2/1. maddesi uyarınca; bu anlaşma ile tanımlanan gereklere göre sınıflandırmanın etkisi özel Birlik ülkelerinin her biri tarafından belirlenecektir. Sınıflandırma, tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi veya hizmet markalarının tanınması konusunda bağlayıcı olmayacaktır.
Türkiye'deki duruma gelince, 556 sayılı KHK'nin 24. maddesi ve TPE tebliğleri gereğince sınıflandırma esas sistem olarak benimsenmiş ve 01.01.2002 tarih ve 2002/2 sayılı TPE tebliğinin 4. 5. 6. ve 7. maddelerinde 556. Sayılı KHK'nin 7/1-b ve 8/1-b. maddelerinde sözü edilen aynı veya benzer tür mal veya hizmetler terimlerinin her sınıf ve onun alt grupları açısından gözönünde tutulacağı belirtilmiştir.
Buna göre, birden ziyade kişiler adına tescilli yada tescil başvurusu yapılan markaların kullanılacağı mal veya hizmetlerin benzer olup olmadıklarının tespitinde öncelikle TPE Başkanlığınca yayınlanan sınıflandırmaya ilişkin tebliğler uygulanacaktır. Bu durum, markada belirlilik ilkesi ve tescilli markanın koruma sınırının saptanmasında birlik ve istikrarın ön koşuludur.
Ancak, TPE tebliğine göre farklı sınıflarda yer almalarına rağmen halk nezdinde karıştırmaya yol açacak nitelikteki ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olarak değerlendirilmesi de mümkündür aynı husus öğretide de kabul edilmektedir. (Bkz. Yasaman H., Marka Hukuku, Cilt II, Sh.779)
Çünkü, yukarıda belirtildiği üzere, Nice anlaşmasının 2/1. maddesine göre sınıflandırma, tescil edilen herhangi bir marka için temin edilen koruma sınırlarının değerlendirilmesi konusunda bağlayıcı değildir. Sınıflandırmanın esas sistem olarak kabulü halinde dahi tescilli markanın koruma sınırı somut uyuşmazlığın özelliğine göre belirlenecektir. Burada dikkate alınması gereken kriter halkın karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığıdır.
Somut uyuşmazlığa döndüğümüzde, davacının markası 20. sınıf ürünler için tescilli olup davalının markası 20 ve 24. sınıftaki ürünler için tescil edilmiştir. Ancak, farklı sınıflarda yer almalarına rağmen davacının markası ile davalının markasının kullanılacağı ürünler arasında benzerlik ve bu benzerliğin halk arasında karıştırılma olasılığı bulunduğu savunmasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
O halde, mahkemece, 556 Sayılı KHK'nin ve atıf yapılan uluslararası anlaşmanın hükümleri gözetilerek benzerlik, iltibas ve halk nazarında karıştırılma olasılığı açısından somut olaya ilişkin durum ve veriler birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, salt tebliğ hükümlerine dayanılarak taraf markalarının farklı sınıflar için tescilli olduğu gerekçesiyle ve davacının davalı markasının tescil başvuruna itirazında benzerlik ve diğer nedenlerini göstermiş olması, itirazının reddi üzerine TPE Markalar Dairesi Başkanlığı'na yaptığı itirazda da açıkça tanınmışlık olgusuna da dayanmış olması karşısında bu hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacılara iadesine, aşağıda yazılı bakiye 1.90 YTL. temyiz ilam harcının temyiz eden davalı Suntaş ve TPE'den ayrı ayrı alınmasına, 05.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy