(6762 S. K. m. 1301, 1139, 1143)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 25.12.2003 tarih ve 2002/422-2002/1020 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili tarafından nakliyat sigorta poliçesi yapılan emtianın İzmir'den İngiltere'ye gemi ile taşınması işleminin davalı tarafından gerçekleştirildiğini, konteynerlerden birinin mührünün kırılarak bir kısım emtianın çalındığını, zarar miktarının sigortalıya ödendiğini ileri sürerek, 10.349.000.000.TL.nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacının davacı olma sıfatı bulunmadığından husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, nakliyat sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
TTK. nun 1139 vd. maddelerde düzenlenen CIF satış sözleşmesinde, malları nakliye aracına uygun şekilde yükletildikten ve taşımada oluşabilecek hasarlar için emtiayı alıcı adına sigorta ettirip, ücreti ödedikten sonra, aynı yasanın 1143 üncü maddesi uyarınca satış konusu mallar üzerinde satıcının artık bir menfaati kalmayacağından, bu malların satıcı lehine sigorta yapılması ve taşımada oluşacak hasarlardan dolayı sigortacının satıcıya ödeme yapmasının geçerli olmadığı ve bu nedenle sigortacının halefiyet hakkının gerçekleşmeyeceğinin, ilke olarak kabulü doğrudur.
Ancak, davacı sigorta şirketi, sigortalısı olan dava dışı satıcının mal bedelini henüz almadığını, satışın vesaik mukabili yapılmış olması nedeniyle satıcının mal alıcıya ulaşana kadar mal üzerinde menfaati olduğunu ileri sürmüştür.
Vesaik mukabili satımda, satıcı, alıcı ile yaptığı anlaşma hükümleri uyarınca malını sevkeder. Malı tahsil eden belgeleri kendi bankasına ibraz ederek bedelinin tahsili koşuluyla alıcıya teslim edilmesi direktifini verir. Satıcının bankası, belgelerin tahsil direktifine uygunluğunu kontrol ettikten sonra alıcının ülkesinde bulunan muhabirine gönderir. Muhabir banka, alıcıya vesaikin geldiğini bildirdikten sonra mal bedelini alıcıdan tahsil eder. Mal bedelinin tahsilinden sonra vesaik alıcıya teslim edilir. Muhabir banka mal bedelini satıcının bankasına transfer eder. Ardından satıcı mal bedelini bankasından alır ve alıcıda malı gümrükten çeker.
Böyle bir uygulamada satıcının bir kısım mal bedelini almamış olduğuna ilişkin savunması tutarlı değil ise de, somut uyuşmazlıkta davacı iddialarının değerlendirilerek mal bedelinin satıcı tarafından tam olarak alınıp alınmadığının denetlenmesi gerekmektedir. Yapılan araştırma neticesinde, satıcının mal bedelini almış olduğunun anlaşılması durumunda satıcının böyle bir davada hukuki yararının bulunmaması nedeniyle sigorta şirketinin de bu davayı açamayacağının kabulü, aksi durumda satıcının mal bedelini almamış olması halinde, mal üzerinde menfaatinin devam etmesi nedeniyle sigorta tazminatını almasının ve davacı sigorta şirketinin de halefiyete dayalı olarak bu davayı açmasının mümkün bulunduğunun kabulü gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy