(2004 S. K. m. 265)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.07.2005 tarih ve 2005/505-D.İş sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: İhtiyati haciz talep eden alacaklı banka vekili, karşı taraf Recep Usluoğlu'nun müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı 4 ayrı kredi sözleşmesi nedeniyle ödenmemiş, rehinle temin edilmemiş, hesap kat ihtarnamesinin tebliği suretiyle muaccel hale gelmiş toplam 12.136.74 YTL. için ihtiyati haciz kararı verilmesini istemiştir.
Mahkemece, borçlunun yokluğunda inceleme yapılarak, ihtiyati haciz kararı verilmiştir.
Karşı taraf borçlu muteriz vekili, dört kredi sözleşmesinden sadece ikisinde müvekkilinin kefaleti bulunduğunu, kefaleti bulunanlardan birinde asıl borçlu ödeme yaptığı, diğerinde müvekkili ödeme yaptığı için borç kalmadığını, ihtiyati haczin dayandığı nedenin yerinde olmadığı, yargılamaya muhtaç bir konuda ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğini ileri sürerek, kaldırılmasını itirazen istemiştir.
Alacaklı vekili, dayanılan nedenlerin yasada sayılan itiraz nedenlerinden olmadığını, banka kayıtlarına göre borcun bulunduğunu savunarak, itirazın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, iddia ve talebin yargılamaya muhtaç olması nedeniyle itirazın kabulü gerektiği sonucuna varılarak, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiştir.
1- Dava, ihtiyati haciz kararına itiraz istemine ilişkindir.
Alacaklı vekilinin ihtiyati haciz istemine dayanak yaptığı toplam dört adet kredi sözleşmelerinden 8.4.2004 ve 31.1.2005 tarihli olanlarında, borçlu-muteriz Recep'in imzası bulunmamakta olup, İİK. nun 265 nci maddesinde borçlunun kendisi dinlenilmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere karşı itiraz edebileceği hükme bağlandığından, sorumluluğunun doğmadığına ilişkin borçlunun bu kapsamda kalan bu yöndeki itiraz bölümünün bu gerekçe ile kabulüne karar verilmesi gerekirken, aynı sonuca yazılı gerekçe ile varılması isabetsiz ise de, bu iki sözleşmeye dayalı itirazın kabulü kararı sonucu itibariyle doğru olmuştur.
Bu açıklamalara göre, alacaklı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Kredi sözleşmelerinden diğerlerinde, borçlunun imzası bulunmakta olup, bunlara ilişkin alacaklı taraftan alınmış ve borcun sona erdiğine ilişkin bir belgeye dayanmayan borçlunun somut olaydaki ödeme itirazı, anılan maddede sayılan itiraz sebeplerinden değildir. Maddede sayılan itiraz nedenleri şekli nitelikte olup, sınırlıdır. Bunun dışındaki nedenlere dayanarak, ihtiyati haciz kararına itiraz edilemez. Özellikle, alacağın esası hakkında bir itirazda bulunulamaz.
Bu itibarla, mahkemece, borçlu vekilinin bu yöndeki itiraz bölümünün, anılan madde kapsamında olmadığı gözetilerek, reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle aksi yönde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, alacaklı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy