(CMR m. 1) (2709 S. K. m. 90)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Midyat Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.05.2004 tarih ve 2003/321-2004/99 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı ham petrol emtiasının, davalı şirketçe gerçekleştirilen taşıma çırasında uğradığı hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, şimdilik (3.519) ABD Doları'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili ile davacı şirket sigorta ettireni taşıyan arasında her hangi bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin kusurunun da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirket sürücüsünün %100 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı emtianın uğradığı hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Ülkemiz 30.10.1995 tarihinde CMR Konvansiyonu'nu kabul etmiş ve anılan Konvansiyon hükümleri bu tarihte yürürlüğe girmiştir. TC Anayasası 90/son maddesi uyarınca, usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. CMR Konvansiyonu'nun 1. maddesi uyarınca bu sözleşme, yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milletine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacaktır. TTK. nun taşımaya ilişkin hükümleri halen yürürlükte ise de, uluslararası taşımalar için daha sonra yürürlüğe giren ve bir iç hukuk kuralı haline gelen CMR Konvansiyonu'nun öncelikli olarak uygulanması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta da Irak-Türkiye arasında yapılan bir kara taşıması söz konusu olduğuna göre, uyuşmazlığa öncelikle CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekecektir. O halde mahkemece, uluslararası taşıma konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla inceleme yaptırılarak, uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümleri uyarınca çözümlenmesi ve davalı taşıyıcının sorumluluğunun ve savunmalarının bu hükümler gözetilerek değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 no'lu bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy