(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 2.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.06.2005 tarih ve 2004/155-2005/207 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan kooperatif vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar, kendilerinin davalı kooperatifin ortağı olduklarını, yönetim kurulu kararı ile D 2 Blok 24 nolu dairenin kendilerine tahsis edildiğini, kararda tahsis edilen dairenin Ekrem Cemil Yılmaz'dan geri alındığının yazılı olduğunu, taşınmazın eksiklerinin giderilmesi için yaklaşık sekiz milyar masraf yaptıklarını, ancak tahsis edilen taşınmazın tapusunun davalı Burhan Erkan adına kayıtlı olduğunu daha sonra öğrendiklerini, diğer davalı şirketin ise kooperatifin müteahhidi olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik taşınmazın değeri olan 77.000.000.000-TL. nın dava tarihinden itibaren davalılardan tahsilini talep ve dava etmişler, davacılar vekili 11.03.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile müvekkillerinin taşınmazı davalı Burhan'dan bedelini ödeyerek geri aldıklarını iddia ederek, kooperatifin davacılara vermeyi taahhüt ettiği taşınmazın bedeli olan 85.000.000.000-TL. nın dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalı kooperatiften tahsilini talep etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, yetkili ve görevli mahkemenin Kadıköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili ile davalı şirket arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, bu davalının davacılara tahsis edilen taşınmazı ihtar edilmesine rağmen Ekrem Cemil Yılmaz'ın alacaklısına devrettiğini, yüklenici davalı hakkında müvekkili kooperatifi ve üyelerini mağdur etmesinden dolayı açılan davanın derdest olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıların kendilerine tahsis edilen taşınmazı yargılama sırasında 80.000.000.000-TL. ödeyerek 19.04.2004 tarihinde davalı Burhan'dan devraldıkları, oysa kooperatife olan tüm borçlarını ödedikleri, buna rağmen 2. kez 80.000.000.000-TL. ödeyerek dava konusu taşınmazı devraldıkları, davacıların zarar gördüğü, tapu iptali yönünden davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, tapuda satış bedeli olan 80.000.000.000-TL. nın 19.04.2004 tarihinden itibaren davalı kooperatiften tahsili ile davacılara verilmesine, davalı Burhan hakkındaki davanın feragat nedeni ile reddine, diğer davalı hakkındaki davanın ise HUMK. nun 409 uncu maddesi hükmü uyarınca ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan kooperatif vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılardan kooperatif vekilinin usulüne uygun tebliğ yapılmadığına, yetki ve işbölümüne ilişen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, yönetim kurulu kararı ile tahsis edilen konutun davalılardan Burhan adına olan kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın değerinin tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçelerle ıslah dilekçesi ile talep edilen yazılı değerinin kısmen tahsiline karar verilmiştir.
Davacıların, sabit ve peşin aidat ödeyerek, yönetim kurulu kararı ile ortaklığa alındığı ve davacılara dava konusu taşınmazın tahsis edildiği dosya kapsamı ile sabit olup, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 23 üncü maddesi hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği takdirde, bu hususu, genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunmak zorundadır. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın, (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel değildir. Başka bir ifade ile genel kurulca açık yetki verilmedikçe 1163 sayılı Yasa'nın 23 üncü maddesine aykırı şekilde yönetim kurulunun diğer ortaklardan farklı statüde ortaklığa kabul kararı vermesi veya akçalı konularda bir ortağa farklılık yaratması mümkün değildir.
Somut olayda, davacıları üyeliğe alınış şeklini onaylayan bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılamamakta olup, 22.01.2004 tarih ve 268 sayılı yönetim kurulunun genel kurul kararına dayandığı iddia edilip ispat edilmemiştir.
Bu nedenle, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacılara tahsise ilişkin yönetim kurulu kararının bağlayıcı bir özelliği olup olmadığı, davacıların yönetim kurulu kararına dayanarak talepte bulunmasının olanaklı bulunup bulunmadığı, adlarına tahsis edilen konutu, dolayısıyla tazminat talep etme koşullarının oluşup oluşmadığı karar yerinde tartışılıp değerlendirilmeden eksik incelmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Öte yandan, davacılar vekilince, dava dilekçesinde taşınmazın değeri olan 77.000.000.000-TL. nın, 11.03.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile de 85.000.000.000-TL. nın dava tarihinden itibaren temerrüt faizi ile tahsili talep edilmiş olmasına, mahkemece, davanın 80.000.000.000-TL. üzerinden kısmen kabul edilmiş bulunmasına göre, davacı tarafın dava dilekçesindeki müddeabihi aynı davada harcını yatırmak suretiyle kısmi ıslah yolu ile arttırdığı, harcın yatırıldığı tarihte arttırılan kalem için temerrüt oluştuğu gözetilerek 3.000.000.000-TL. ile sınırlı olmak üzere ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizi hükmedilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediği gibi, dava kısmen reddedildiği halde kendisini vekile temsil ettiren mümeyyiz davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi de kabul şekli bakımından doğru bulunmamıştır.
3- Bozma neden ve şekline göre, davalılardan kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılardan kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, 3 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı kooperatife iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy