(6762 S. K. m. 370, 412, 415, 451, 571, 737) (4721 S. K. m. 990) (743 S. K. m. 903)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.05.2005 tarih ve 2002/1771-2005/344 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 27.04.2007 gününde davacı avukatı M. Esat Güzel ile davalılar Total Gaz Oil San. Tic. A.Ş. avukatı Ali Osman Ak gelip, diğer davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 28.11.1983 tarihinde davalı Tüp Gaz Tic. A.Ş.nin yönetim kurulu başkan yardımcısı Ünsal Sert'ten 35.000.000. TL.lik 18 adet hisse senedinin aldığı, o tarihte şirket sermayesinin 700.000.000. TL olduğunu ve alınan hisse senetlerinin sermayeye oranının 1/20 olduğunu, şirketin 18.09.1991 tarihinde diğer davalı tarafından devralındığını, gerek hisse senedi çıkaran şirkete gerekse diğer davalıya hisse senetlerine isabet eden kar paylarının ödenmesi ve yeni senet bastırıldıysa senetlerin değiştirilmesi istenmesine rağmen bu güne kadar yanıt alınamadığı gibi, müvekkilinin hissedarlığının da inkar edildiğini ileri sürerek, eldeki hisse senetlerinin bu günkü tarih itibariyle ulaştığı değerden şimdilik 500.000.000. TL.nin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı Tüpgaz Tic. A.Ş. vekili, şirket kayıtlarında davacının pay sahipliğine ilişkin hiçbir iz bulunmadığını, şirketin %50 hissesinin 18.09.1991 tarihinde, bakiyesinin ise 05.10.1993 tarihinde Total SA firmasına satıldığını, satış işleminin Hazine Müsteşarlığı izni ile gerçekleştirildiğini, davacının hisse satış tarihine kadar hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığını, TTK.nun 370'e uygun olarak yapılan genel kurul toplantıları ve sonrasında 13.09.1991 tarihinde yapılan toplantıda hamiline yazılı hisse senetlerinin tamamının nama yazılı hisse senedine dönüştürülmesine oybirliği ile karar verildiğini, davacının sunduğu fotokopi hisse senetlerinin elden teslim olarak gösterilen Ünsal Sert'e sorulduğunu ve kendisinin bu şekilde hisse devri yapmadığını, imzanın da kendisine ait olmadığını belirttiğini, davacının hiçbir sermaye artışına katılmadığını, davacının zamanaşımı ve hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Total Oil Türkiye A.Ş. vekili, müvekkilinin diğer davalı şirketin tüm hisselerini TTK.nun 146 ve 451 nci maddeleri ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 37, 38 ve 39 uncu maddeleri gereğince devralındığını ve devir suretiyle birleşmenin gerçekleşip diğer davalının ticaret sicilinden terkin edildiğini, devralınan şirkette davacının hissedarlığının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının 28.11.1983 tarihinde Tüp Gaz A.Ş. yönetim kurulu başkan yardımcısı Ünsal Sert'ten 35.000.000. TL miktarlı 18 adet hisse senedi aldığı, buna ilişkin tutanakla hisse senetlerinin nama yazılı olduğunun belirtildiği, ancak dosyaya sunulan hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu, davacının TTK.nun 415 nci maddesi gereğince teslim yolu ile kendisine geçtiğini iddia ettiği hisse senedi ile ilgili olarak pay defteri ve sair belgelerde herhangi bir kayda rastlanmadığı, keza yapılan genel kurullarda ve sermaye artırımlarında Ünsal Sert'in hisse adedinin hiçbir değişikliğe uğramadığı ve 12.500.000. TL=1.250 hissenin korunduğu, kaldı ki davacının TTK.nun 360/3 üncü maddesi gereğince Tüpgaz A.Ş.nin 1983-1990 yılları arasında yapılan genel kurul toplantılarına katılmak için hamiline yazılı hisse senetlerini şirkete tevdi etmesi gerektiği halde bu gereğin yerine getirilmediği, bu durumun dahi hisse devrinin gerçekleşmediğini gösterdiği, 1983 yılından beri bekleyerek 2001 yılında keşide edilen ihtara dayanılarak hisse alacağından söz etmenin MK.nun 2 nci maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Tüp Gaz Tic. A.Ş. tarafından çıkarılan hisse senetlerinin hamili olan davacının, şirkete ortaklığı konusunda yaratılan muarazanın önlenmesi ve hisse senetlerinin dava tarihi itibariyle ulaştığı değerin tespiti ile şimdilik 500.000.000. TL.nin tahsili istemine ilişkindir.
Dosyaya davacı yanca sunulan ve davalı Tüp Gaz Tic. A.Ş. tarafından çıkarılmış hisse senetlerinin B serisi hamiline yazılı her biri 2.000.000. TL'lik 17 adet ve ayrıca 1.000.000. TL bedelli 1 adet hamiline yazılı hisse senetlerinin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hisse senetleri 28.11.1983 tarihinde imzalanan teslim belgesi ile davalı şirketin başkan yardımcısı Ünsal Sert tarafından teslim edildiği belirtilmiştir. Teslim belgesinde her ne kadar hisse senetlerinin nama yazılı olduğu belirtilmiş ise de, hamiline yazılı hisse senetleri olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Söz konusu hisse senetleri davacıya teslim edildikten sonra zaman içerisinde davalı şirketin sermaye artırımına gittiği, genel kurul toplantılarının TTK.nun 370 nci maddesine göre çağrısız toplantı şeklinde tüm ortakların katılımıyla yapıldığı, 25.11.1991 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında artırılan sermaye ile birlikte tüm payların nama yazılı hisse senedine bağlandığı dosya içeriğindeki genel kurul tutanakları ve Ticaret Sicil Gazeteleri'nden anlaşılmaktadır.
Davalı şirketin 14.12.2001 tarihli genel kurulunda birleşmeye ilişkin sermaye oluşturulduğu, 03.07.2003 tarihli genel kurulda da şirketin TTK.nun 451 nci maddesi gereğince bütün aktif ve pasifi ile diğer davalı tarafından devralındığı sabittir.
Davacının elindeki hisse senetlerinin devralının şirketçe çıkarılmış olması ve şirketin de diğer davalı tarafından devralınmış olması nedeniyle her ikisine de husumet yöneltilmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Hisse senetleri, anonim şirketlerdeki hissedarlığı tevsik etmek ve hisseler üzerinde yapılan hukuki işlemleri kolaylaştırmak amacıyla çıkarılan ve hisseleri temsil eden senetlerdir. Bu senetlerin sahibi açısından sağladıkları hakların bir kısmı mameleki mahiyette (şirket sermayesi sahipliği, kar sağlaması, yeni pay almak hakkı, tasfiyeden pay alma hakkı) bir kısmı ise idari mahiyette (rey, seçme/seçilme hakkı, genel kurullara katılma hakkı, anasözleşme değişikliğine katılma, hesapların kontrolü, kazancın sarf şeklini belirleme, genel kurul kararlarının iptalini talep hakkı vb) haklardır. Bu hakların kullanılması için senedin ibrazı yeterli olup, senedin tamamen geri verilmesi söz konusu değildir. Zira, hissedarlık devamlı olarak meydana gelen bir talebin kaynağıdır. Bu durum, şirketin sona ermesine kadar devam eder. Hissedarlık zamanaşımı ile sona ermez, hissedarlıktan doğan haklar hiç kullanılmasa dahi (mameleki ve idari haklar) hissedarlık devam eder. (Fırat Öztan Kıymetli Evrak Hukuku 2.Bası S.1492)
Davacının elinde bulunan hisse senetleri hamiline yazılıdır. Hamiline yazılı hisse senetlerinin devri için senedin zilyetliğinin devri yeterlidir. (TTK.415) Bu tür hisse senetlerini elinde bulunduranlar MK.903 (Yeni MK.990) maddesi gereğince iyiniyetli iktisap çerçevesinde korunur. Senetten doğan hak yönünden ileri sürülebilecek def'iler açısından TTK.nun 571 ve 737 nci maddelerindeki düzenlemeler Anonim Şirketler hukukunun münferit bazı normları dolayısıyla önemli ölçüde değişmiştir. Bu açıdan bakıldığında, TTK.nun 412 nci maddesine aykırı olarak çıkarılan hamiline yazılı hisse senetleri hükümsüz olduğundan bu senetlere dayanılarak bir hak talep edilemeyeceği gibi, şirket anasözleşmesinde gösterilen miktardan fazla hisse senedi çıkarılmış olması durumunda fazla hisse senetlerinden birini iktisap eden kişi hissedar sıfatını kazanamayacağından bu senede dayalı bir talep hakkı da bulunmaz. Ne var ki somut olayda davalılarca hisse senetlerinin hamili olan davacıya karşı yukarıdaki def'ilerden hiçbirisi ileri sürülmemiştir.
O halde, mahkemece yapılacak iş, davacının elindeki hamiline yazılı hisse senetlerine dayalı olarak davacının haklarının (kullanılmayan mameleki ve idari haklar) kullanılmamış olması hissedarlığını ortadan kaldırmayacağı, ancak sermaye artırımlarına katılmamış olması, hisse senedini çıkaran davalı şirketin diğer davalıya TTK.nun 451 nci maddesine göre devredildiği gözetilerek devir bilançosu kapsamında davacının taleplerinin değerlendirilmesinden ibaret olup, hukuki tevsifte yanılgıya düşülerek yazılı gerekçeyle hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500.00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy