(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 18.11.2003 tarih ve 2003/881-2003/1828 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin üyesi olan davalının ana sözleşme ve genel kurul kararları doğrultusunda belirlenen parasal yükümlülükleri yerine getirmediğini, tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının gönderdiği ihtarnameler sonucu müvekkilinin borcunun olmadığına ilişkin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/1389 esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtıklarını ve halen derdest olduğunu savunarak, davanın öncelikle derdestlik yönünden reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar doğrultusunda, işbu davanın davalısı olan S.S.Anatepe Konut Yapı Kooperatifi tarafından davacı S.S.Yeşilkent Konut Yapı Kooperatifi Birliği aleyhine Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nin anılan dosyasında, aidat borçlarının bulunmadığına ilişkin olarak menfi tespit davası açıldığı, her iki davanın konusunun aynı alacakla ilgili olduğu gerekçesiyle, derdestlik itirazının kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz edilmiştir.
Dava, davacının üyesi olan davalı kooperatifin parasal yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine davacı tarafından başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, derdestlik itirazının kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Oysa, bir davanın derdestlik ilk itirazı üzerine açılmamış sayılmasına karar verilebilmesi için, şu üç koşulun birlikte bulunması gerekir. Bunlar, aynı davanın iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte olması ve birinci dava ile ikinci davanın aynı olmasıdır. Birinci dava ile ikinci davanın aynı olmasından kasıt ise; davanın taraflarının, konusunun (müddeabihin) ve sebebinin (davanın dayanağını oluşturan vakıaların) aynı olmasıdır.
Somut olaya gelince, derdest olduğu iddia olunan birinci dava olan, Büyükçekmece Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nin (eski esas 2002/1389, yeni esas 2002/377 sayılı) dosyasında, işbu davanın davalısı tarafından yine işbu davanın davacısı aleyhine açılan ve harca esas değeri 2.052.000.000-TL olan dava, 19.06.2002 dava tarihi itibariyle aidat borcunun bulunmadığının tespitine ilişkin olup, işbu dava ise, davacı tarafından davalı aleyhine 24.01.2003 tarihinde, aidat bedeli, alt yapı katılım payı, işlemiş faiz ve protesto masrafları olmak üzere toplam 37.398.582.264.-TL'nın davalıdan tahsiline ilişkin olarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Bu durumda, dava sebeplerinin aynı olduğundan, dolayısıyla derdestlikten söz edilemez.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, derdestlik itirazının kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy