(6762 S. K. m. 43, 48, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.06.2005 tarih ve 2004/841-2005/175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deyiş C. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 1960 yılından beri Dilek Pastanesi unvanı ile müvekkili ve babasına ait pastanelerinden Fatih'teki Dilek Pastanesinin limited şirkete dönüştürüldüğünü, şirket ortaklarının müvekkili ve babasını devre dışı bırakarak Fatih Dilek Pastanesi Gıda Tic.Ltd.Şti. unvanı ile yeni bir şirket kurduklarını, 2004 yılında Fatih Dilek Pastanesi olarak marka tescili aldığını, müşterilerin bu pastanenin de müvekkiline ait olduğunu düşündüklerini, bu durumun haksız eylem oluşturduğunu ileri sürerek Fatih Dilek Pastanesi adlı marka tescilinin iptaline, davalı şirketin bu davranışının haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, Fatih Dilek Pastanesi ibareli marka tescil başvurusuna yapılan itirazın henüz sonuçlandırılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Fatih Dilek Pastanesi Gıda Tic.Ltd.Şti. vekili, Dilek Pastanesi unvanının davacının babası tarafından kullanıldığını, tescilli marka olmadığından davacıya intikal edemeyeceğini, müvekkiline ait markanın tescili kesinleşmeden dava açılamayacağını, davacının babası ve davalı şirket ortağının kurdukları Dilek Pasta ve Unlu Mamulleri Tic.Ltd.Şti.'nin münfesih hale gelmesinden sonra şirketin tasfiye edildiğini, ortakların Dilek Pastanesi unvanını kullanmalarının haksız rekabet oluşturmayacağını, Dilek sözcüğünün marka olarak tescili için 1996 yılında yaptıkları başvurunun reddedilerek kesinleştiğini, müvekkili şirketin Fatih Dilek Pastanesi markasının ayırt edici özelliğe sahip olduğunu, tescilli markanın kullanımının haksız rekabet oluşturmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre davacı 2003/18963 no'lu markanın iptalini istemiş olup daha sonra bu talebini değiştirmiş ise de HUMK. 185/2. maddesi gereğince davalının muvafakatının bulunmadığı iptali istenilen markanın henüz tescil edilmediği, hükümsüzlük davasının marka sahibine karşı açılması gerektiğinden TPE.'nün husumete ehil olmadığı, davalı şirketin usulen tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanını kullanmakta olduğundan Fatih Dilek ibarelerini kullanma hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 1.90.-YTL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy