(818 S. K. m. 47)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.07.2005 tarih ve 2005/532-2005/492 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Muktedir Lale tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sürücüsü ve sigortacısı olduğu aracın tam kusurlu olarak müvekkilinin kullandığı araca çarparak yaralanmasına neden olduğunu ileri sürerek, 100.000.000-TL. maddi, 10.000.000.000-TL. manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar (ayrı ayrı) vekilleri, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 500-YTL. manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan, 100-YTL. maddi tazminatın ise tüm davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri gözönüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda, davacı kusursuz olup, yaralanmasından dolayı kendisine iki ayrı 10'ar günlük rapor verildiği, yüzünde 5-6 cm uzunluğunda yara izi oluştuğunun sabit olması karşısında, kaza tarihi dikkate alındığında duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı bir nebze hafifletebilmek için hükmedilen manevi tazminat miktarı makul değildir. O halde mahkemece, yukarıda açıklanan ilkelere göre, kaza tarihi gözetilerek daha makul bir manevi tazminat miktarına hükmedilmesi gerekirken, davacıyı tatmin etmekten uzak yazılı miktara hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy