(6762 S. K. m. 1268, 1273, 1275) (818 S. K. m. 140)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.06.2005 tarih ve 2005/190-2005/178 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.03.2006 günde davalılardan T. Genel Sigorta avukatı Sıddık Sertkaya gelip, diğer davalı ve davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşüldü düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan genel kredi sözleşmesine dayanarak nakit ve teminat mektubu kredisi kullandığını, kredilerin teminatını oluşturmak amacıyla konutunu bankaya ipotek ettiğini, bankanın ipotekli konut için davalı sigorta şirketine konut sigorta poliçesi düzenlettirdiğini ve primlerini de müvekkilinin hesabından keserek ödediğini, ancak, 27.05.1998 tarihinden 27.05.2003 tarihine kadar olan sigorta döneminde hiçbir poliçenin müvekkiline gönderilmediğini, ipotekli konutun 17.08.1999 depreminde yıkıldığını, müvekkilinin sigorta poliçeleri ve teminatlarından bilgisi olmadığından kredi taksitlerini ödemeye devam ettiğini, davalıların poliçeleri müvekkiline vermiş olsalar idi deprem rizikosuna dayalı tazminatın, kredi borcunun bir kısmından kurtaracağını, davalı sigorta şirketinin zamanaşımı müessesinden yararlanmak istediğini, ancak bundan istifade edebilmesi için genel şartların 7 nci maddesi gereğince sigorta poliçesinin sigortalıya tebliğ edilmiş olması gerektiğini, oysa yukarıda açıklandığı gibi poliçelerinin hiçbirinin müvekkiline gönderilmediğini, poliçelerin varlığından 15.06.2004 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu İzmir Bölge Müdürlüğü temsilcisinin göstermesiyle haberdar olunduğunun ve davalı sigorta şirketinden istenmesi üzerine de 17.06.2003 tarihinde fax ile gönderildiğini, sigorta poliçesinin yıllık %75 değer artışlı olarak düzenlendiğini, buna göre 17.08.1999 tarihini kapsayan sigorta poliçesi teminatından muafiyetler düşüldükten sonra bakiye 37.240.000.000 TL.nın müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, bu tutarın ve %100 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Genel Sigorta A.Ş. vekili, davanın TTK.nun 1268 inci maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını, poliçelerde Pamukbank A.Ş.nin dain/mürtehin olduğunu, davacının banka hesabından kesilen primlerden hesap ekstreleriyle haberdar olduğunu, dain-mürtehin bankanın muvafakatı olmadan açılan davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK vekili yanıt vermemiştir.
Mahkemece toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadan kullandığı krediyle sigortalı evi satın aldığı, kredi sözleşmesi hükümleriyle bankanın ipotek olarak gösterilen konutu sigorta ettirebilme ve primleri de davacıya borç olarak aktarabilme olanağının verildiği, buna bağlı olarak davalı bankanın ipotek konusu konutu davalı şirkete sigorta ettirdiği ve poliçede bankanın dain mürtehin olarak gösterildiği, davacının sigorta edilmiş bulunması karşısında davalı sigorta şirketinin zamanaşımı def'inin kabulünün gerektiği gibi, sigortalı malın malikinin sigorta tazminatı talep edebilmesi için dain/mürtehin bankanın kayıtsız şartsız açık muvafakatının temin edilememiş olması nedeniyle de doğrudan dava hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-) Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacının, davalılardan Pamukbank TAŞ ile imzaladığı kredi sözleşmesi uyarınca kendisine ait konutu davalı banka lehine ipotek ettirdiği, davalı bankanın da dain ve mürtehin sıfatıyla ipotekli taşınmazı diğer davalı sigorta şirketine deprem rizikosunu da kapsayacak şekilde ve primlerini davacıdan almak suretiyle sigorta ettirdiği yanlar arasında çekişmesiz olduğu gibi, dosya içeriği ile de sabittir. Davacı taraf sigortalı taşınmazın 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde hasar gördüğünü ve kendisine sigorta poliçesinin verilmediğini ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece ise dain ve mürtehin olan davalı bankadan muvafakat alınmadığı ve zamanaşımının gerçekleştiği gerekçesiyle her iki davalı yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. TTK.nun 1268 inci maddesinde düzenlenen 2 yıllık süre mahkemenin kabulünün aksine bir hak düşürücü süre olmayıp, zamanaşımı süresidir. Davada davalılardan T. Genel Sigorta A.Ş. vekili zamanaşımı def'inde bulunmuş, ancak diğer davalı böyle bir savunmada bulunmamıştır. BK.nun 140 ncı maddesi müruru zaman dermeyan edilmediği surette hakim, müruru zamanı kendiliğinden nazara alınmaz. hükmünü haizdir. Bu itibarla mahkemenin davalı bankayla ilgili bu yöndeki gerekçesine itibar edilemez. Öte yandan davacının sigortacı aleyhine sigorta tazminatı için dava açabilmesi dain ve mürtehinin iznine tabi ise de diğer davalı aleyhine dava açılabilmesi için böyle bir izne gerek bulunmadığından mahkemenin davalı bankayla ilgili diğer gerekçesine de itibar olunamaz. Bu itibarla, mahkemece davacıdan, davalı bankaya hangi nedenle husumet yönelttiği de açıklattırılarak, neticesine göre bu davalı yönünden bir karar verilmek üzere hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Diğer taraftan TTK.nun 1273 üncü maddesi Menkul ve gayrimenkul mallarla gemiler üzerine haciz koyduran veya bunları rehin alan yahut bunlar üzerinde hapis hakkı veya buna benzer imtiyazlı hakkı haiz olan alacaklılar mezkür şeyleri sigorta ettirmişler ise, hasar vukuu halinde ödenmesi gereken tazminat ancak mezkür alacaklara nazaran alacaklarının taalluk eylediği sigortalı şeyler yerine geçmiş sayılırlar. hükmünü haiz olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere sigortalı mal her hangi bir nedenle zayi olduğu takdirde, alacaklının hakkı kaybolmaz ve imtiyazlı alacaklının hakkı sigorta tazminatı üzerinde devam eder ve alacaklının sigorta tazminatını isteme hakkı da ancak kendi alacağının muaccel olmasıyla doğar (Bkz. Dr. Ali Bozer, Sigorta Hukuku Ankara 1965 S.174 vd). Bundan öncede imtiyazlı alacaklının izni olmadan sigorta tazminatı malike ödenemez. TTK. nun 1275 inci maddesi hükmüne göre de imtiyazlı alacaklı malı kendi menfaati değerinden fazla bir bedelle sigortalanmış olduğu takdirde, sigortanın bu fazlaya ait kısmı malik hesabına yapılmış sayılır. Bu durumda, mahkemece davalı bankanın dain ve mürtehin sıfatıyla sigorta yaptığı, sigortalı taşınmaz gerçekten de hasara uğramış ise davalı bankanın hakkının tazminat üzerine geçeceği ve bankanın TTK.nun 1273 üncü maddeden kaynaklanan alacak hakkının kendisinin sigortalıdan olan alacağın muacceliyeti tarihinde doğacağı ve davalı bankanın alacağından fazla olan sigortanın TTK.nun 1275 inci maddesi uyarınca davacı lehine yapılmış sayılacağı nazara alınarak, davalı bankanın ipoteğin düzenlenmesine neden olan alacağının hangi tarihte muaccel olduğu ve miktarının ne olduğu ve ayrıca rizikonun gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarının ne olduğu tesbit olunarak neticesine göre bir karar verilmek gerekirken anılan husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy