(818 S. K. m. 41, 55, 449, 456)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.04.2005 tarih ve 2003/74-2005/428 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinde çıkan yangında zarar gören ve davalı sigorta tarafından sigortalanmış olan dava dışı işyerlerinin zarara uğradığını, davalı sigortanın sigortalılarına ödediği tazminat için müvekkiline karşı rücuen icra takibi başlattığını, oysa müvekkilinin kusurlu olmadığını ve ceza davasında beraat ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya karşı borçlu olmadığının tespitini ve ıslah dilekçesi ile de ödemiş olduğu 9.200.000.TL. nin %80 temerrüt faiziyle davalıdan istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ceza kararının hukuki sorumluluğu etkilemeyeceğini ve davacının işyerinde çalışan kişilerin kusurundan dolayı BK.nun 55. maddesi gereği sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davalının kusurunun bulunmadığı ve işyerindekilerle davacı arasında BK.nun 55. maddesi kapsamında bir ilişki bulunmadığı için sorumlu olmadığı ve buna göre borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine ve ödenen 920.000.000.TL. nin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faiziyle davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigortası sözleşmesine dayalı olarak, davalı sigortanın, davacı aleyhine başlattığı icra takibine karşı açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır.
Davada, yangının çıktığı depo ve ait olduğu işyerinin sahibinin, belge ve kayıtlara göre davacı olduğu, bina malikinin dava dışı Satı Çakıroğlu olduğu ve yangının davacının bu şekilde işlettiği işyerinin deposunda çıktığı hususlarında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, işyerini fiilen davacının oğlunun çalıştırıyor olması nedeniyle, burada davacının sıfatının ne olduğu ve işyerinde yangın sırasında davacının oğlunun bulunması nedeniyle, buna göre davacının sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarındadır.
Resmi kayıtlara göre, davaya konu işyerinin sahibinin davacı olmasına göre, bu işyerini işlettiği ileri sürülen davacının dava dışı oğlu, ancak BK.nun 449 ile 456. maddeleri arasında düzenlenen hükümler çerçevesinde davacının ticari temsilcisi durumundadır. Buna göre, yangına neden olan işyerinin sahibi ve işleteni olarak, davalı, BK.nun 41. maddesi kapsamında, yangın nedeniyle verilen zararlardan sorumludur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, davacı işyeri sahibinin sorumluluğunun bulunduğu gözetilerek, buna göre, kusur ve hasarın değerlendirilmesi ve sonucuna göre menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davalı sigorta yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, mümeyyiz taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının, incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 25.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy