(2918 S. K. m. 94, 24) (6762 S. K. m. 1303)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.07.2005 tarih ve 2004/1881-2005/1061 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata D. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki, sigorta ettireni ve sürücüsü, müvekkilinin ise zorunlu trafik sigortacısı bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda, müvekkili tarafından hak sahiplerine (3.988.677.000) TL. ödemede bulunulduğunu, davalı sürücünün olay sırasında ehliyetsiz olup alkol durumunun belirlenemediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hüseyin U. vekili Müjgan A. davanın reddini savunmuş, diğer davalı duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı Müjgan hakkındaki davanın takip edilmediği, anılan davalının sigorta ettiren olduğu, olay tarihinde ise dava konusu aracın davalı Firdevs adına kayıtlı bulunduğu, davalı Müjgan'ın işleten sıfatı kalmasa da sözleşmede ilişkisi devam ettiğinden zararın asıl sorumlusu olduğunu, diğer davlıların ise sözleşmede taraf olmadıklarından sorumluluklarının bulunmadığı gerekçesiyle, davalı Firdevs ve Hüseyin hakkındaki davanın reddine, davalı Müjgan hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu trafik sigorta sözleşmesinden kaynaklanan alacağın rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu araç için davacı ile davalılardan Müjgan arasında 14.05.2004 tarihinde altı ay için zorunlu trafik sigorta poliçesinin düzenlendiği, olayın 07.07.2004 tarihinde meydana geldiği ve davalı Firdevs'in olay tarihinden önce dava konusu aracı adına tescil ettirdiği anlaşılmaktadır.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, araç mülkiyetinin devir tarihi haksız eylemler bakımından zarar sorumlusunun belirlenmesinde önem taşısa da, sözleşme ilişkisine dayalı bu tür davalarda uygulama yeri bulunmamaktadır. Zira, TTK. nun 1303. maddesi hükmünün aksine, 2918 Sayılı KTK. nun 94. ve olay tarihinde yürürlükte bulunan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları'nın 9. maddesi uyarınca, sigorta ettiren araç işleteninin devri 15 gün içinde sigortacıya bildirmesi gerekmekte olup, sigortacının da yeni işletenle sigorta sözleşmesini devam ettirip ettirmemek hususunda takdir hakkı bulunmaktadır. Sigorta ettirence bu ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde, araç maliki değişmiş olsa da sözleşme ilişkisi devam ettiğinden, sigorta ettirenin sorumluluğu devam edecektir.
Ancak, 2918 Sayılı KTK. nun 24. maddesi uyarınca, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi veya zeyilname ibraz edilmeden bir aracın yeni malik adına trafik siciline tescil edilmesi mümkün değildir.
Somut olayda, davacı vekilinin iddiasına göre, olay tarihi itibariyle davalı Firdevs, davacı ile eski akidi Müjgan arasındaki sözleşme ilişkisini zeyilname ile devam ettirdiğinden, davacı şirketçe yapılan ödemeden sorumludur. Dosyaya sunulan kaza tespit tutanağında da dava konusu aracın zorunlu trafik sigorta poliçesi olarak, davacı şirketçe düzenlenen poliçe numarasının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece, davacıya bu konuda ispat imkanı tanınarak, davalı Firdevs'in 2918 Sayılı KTK. nun 24. maddesinde düzenlenen yeni poliçe veya zeyilname ibraz yükümlülüğünü nasıl yerine getirdiğinin araştırılması, devir işleminin zeyilname ibrazı ile yapıldığı ve davalı Firdevs'in bu şekilde davacı ile sigorta ilişkisine girme yolunu tercih ettiği anlaşılırsa sorumluluğu cihetine gidilip gidilemeyeceğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı sigorta şirketi yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy