(6762 S. K. m. 1281) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2005 tarih ve 2005/269-2005/154 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin aracının davalı sigortacıya kasko sigortası sözleşmesiyle sigortalı olduğunu, meydana gelen kaza nedeniyle aracın hasarlandığını, ancak hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 5.100.000.000.TL. hasar bedelinin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğunu, bu durumda hasarın teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalının 0.54 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, buna göre hasarın teminat dışı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, dosyadaki belgelere göre, davacı araç sürücüsünün alkollü olduğu gerekçesiyle, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5 bendi gereğince alkollü sürücülerin neden olduğu kazada oluşan hasarın teminat dışı olduğu kural olarak doğrudur. Böyle bir durumun varlığının ispat yükü de TTK. nun 1281/2. maddesi uyarınca sigortacıya düşmektedir.
Ancak, Dairemizin kökleşmiş uygulamalarına göre, sürücünün alkollü olması halinde bile, mahkemece, bir nöroloji uzmanı ile trafik konularında uzman bilirkişilerin yer aldığı bilirkişi kurulu tarafından, olayın münhasıran alkol etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin yada başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekmektedir.
Bu itibarla, mahkemece, değinilen hususlar ışığında oluşturulacak bilirkişi kurulundan, yukarıda açıklandığı şekilde bir rapor alınmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış ve bu nedenle hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy