(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 329, 405, 466) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05.10.2005 tarih ve 2003/297 - 2005/477 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.04.2007 gününde davacı avukatı Ebubekir K. ile davalı avukatı Ali K. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet S. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 06.07.2001 tarihli genel kurul toplantısında sermayesini 1.8 trilyon liradan 3.6 trilyon liraya çıkarttığını, müvekkilinin davalı ortaklığın sermaye artırımına iştirak için çağrıda bulunduğu zamanlarda ortak olmak amacıyla toplam 162.500 DEM tutarında ödeme yaptığını, buna rağmen sermaye artırımına iştirak edenlerin listesinde müvekkilinin isminin bulunmadığını, kendisine pay senedi verilmediği gibi, genel kurul toplantılarına da çağrılmadığını, yatırılan paranın şirket ana sermayesine de dahil olmadığını, davalı ortaklığın yatırılan miktar kadar sebepsiz zenginleştiğini, paranın istirdatı amacıyla girişilen icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirketin sermaye artırımının kesinleştiğini davacının arttırılan sermayeden 163 adet hisseyi beheri 1000 DM hesabıyla almayı taahhüt ederek toplam 162.500 DM ödeme yaptığını halen 500 DM borçlu olduğunu, davacının ortak olup, pay defterinde kaydının bulunduğunu, müvekkili şirketin henüz pay senedi çıkarmamış olması nedeniyle davacıya pay senedinin verilemediğini, davacının ortaklık pay defterine isminin yazılarak doğrudan şirket hissedarı sıfatını kazandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına nazaran, davacının davaya konu şirket paylarını Hanefi U. isimli kişiden devir almak suretiyle şirkete ortak olduğu, her ne kadar devir tutanağı davacı tarafından imzalanmamış ise de, hisse senetlerinin davacıya verilmek üzere şirket kasasında bekletildiği, davacının ayni ve nakdi olarak yaptığı ödemelerin şirket sermaye hesabında kayda girdiği, TTK. nun 329/1 nci maddesi uyarınca anonim şirketlerin kendi paylarını temellük edemeyeceği, TTK'nun 405/2 nci maddesi gereğince de ortakların sermaye olarak verdiklerini geri isteyemeyecekleri gerekçeleriyle, davanın ve davacının takipte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı şirketin sermayesi 1.800.000.000.000.-TL iken, anasözleşme değişikliği yoluyla 06.07.2001 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararı ile 3.600.000.000.000.-TL'sına çıkartıldığı ve kararın Ticaret Sicil Gazetesi'nin 13.08.2001 tarihli nüshasında ilan edilip, artan sermayenin kimler tarafından hangi oranlarda taahhüt edildiğinin de liste halinde gösterildiği, davacıların adının bu listede yer almadığı tartışmasızdır. Davacı toplam 162.500 DM olan ödemelerine karşılık sermaye artırımına katılarak şirkette pay sahibi olmayı istediğini, ancak sermaye artırımına katılması sağlanmayarak yatırdığı paranın davalı hesabında nedensiz kaldığı iddiasına dayalı olarak takibe girişmiş, takibe vaki itiraz üzerine işbu davayı açmıştır. Taraflar arasında payın aslen mi, yoksa devren mi iktisap edildiği hususu çekişmeli ise de, davacının 163 payla davalı şirket kayıtlarında ortak göründüğü anlaşılmaktadır. Davacının yaptığı ödeme tarihleri, şirketin sermaye artırımı tarihinden yaklaşık 2 yıllık bir süre geçtikten sonra davacının ortak olmadığı iddiasında bulunmasının MK. nun 2 nci maddesi gözetildiğinde iyi niyetle bağdaştığından söz edilemez. Bu şekilde davacının 163 payla davalı şirket ortağı olduğu kabul edildikten sonra, davacının yapmış olduğu ödeme miktarı ile sahip olduğu paylar arasındaki dengenin değerlendirilmesi gerekmektedir. Sermaye artırımlarında, yeniden ihraç edilecek payların taliplilerine primli olarak tahsis edilmesi mümkündür. Bunun için, prim miktarı hakkında genel kurul kararı olması ve nominal değeri aşan ödemelerin (prim) TTK.nun 466 f.2.bend 1 uyarınca kanuni yedek akçeye eklenmesi gerekir. Olayda, beher pay için değer olarak biçilen 1000 DM bedelin primi oluşturan kısmına ilişkin alınmış bir genel kurul kararı olmadığı gibi, bu miktarın şirketin yasal yedek akçesine eklendiğine dair her hangi bir kayıtta yoktur. Bu durumda, davalı şirketin sermayesinin beheri 300.000.000.-TL nominal kıymette 12.000 adet payla temsil edildiği gözetilerek, davacının sahibi bulunduğu 163 adet payın nominal değeriyle, davacının yapmış olduğu ödemeler arasında kalan farkın davalı şirket uhdesinde nedensiz kaldığı kabul edilerek, bu miktarla sınırlı olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve hatalı bir takım değerlendirme ve gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması yanlış olmuş ve kararın açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 500,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01.90 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy