(1086 S. K. m. 288, 289, 293)
Dava: Taraflar arasında görülen davada M. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.06.2004 tarih ve 2003/341-2004/349 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davacıya ait ev eşyalarının davalı tarafından taşınması sırasında personelin dikkatsiz ve özensiz davranması sonucu eşyalarda 1.018.600.000.TL hasar meydana geldiğini, davalının ihtara rağmen hasar bedelini ödemediğini ileri sürerek, bu meblağın ihtarname tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya ait eşyaları taşımadığını, aralarında bir sözleşme olmadığını, müvekkilinin firmasının limitet şirket olmadığını, davalının tavzih edilerek değiştirilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, dava dilekçesinde davalı olarak H. Nakliyat Ltd. Şti gösterilmişse de H. Nakliyatın Limitet şirket olmadığı ve A. K. 'a ait bir şahıs firması olduğu anlaşıldığından davacının davalıyı A. (H. Nakliyat) olarak tavzih ettiği, temsilcide yapılan maddi hatanın her zaman düzeltilebileceği, taraflar arasında yazılı nakliyat sözleşmesi bulunmasa da davacı tanıklarının beyanlarına göre taşımayı davalının yaptığı ve mahkemece yapılan tespit sonucunda eşyalarda 1.018.600.000.-TL hasar meydana geldiğinin belirlendiği, davalı vekili 24.5.2004 tarihli dilekçesinde tanık göstermiş ise de son celsede gelmediği gibi şahitlerin adreslerini bildirip masraf da yatırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne oy çokluğuyla karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Dava, davalı tarafından yapıldığı iddia edilen nakliye sırasında davacının ev eşyalarında meydana gelen maddi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davalı taraf taşımayı kendisinin yapmadığını savunmuştur. Taraflar arasında taşımaya ilişkin yazılı bir sözleşme ya da taşımanın davalı tarafından yapıldığını gösteren sevk irsaliyesi veya fatura bulunmamaktadır. Dava değerine göre HUMK.' nun 288. maddesi gereğince senetle ispat zorunluluğu olup, 289. maddesi gereğince bu durumda karşı tarafın açık muvafakatiyle tanık dinlenebilir. Ancak aynı yasanın 293/4.maddesinde halin icabına ve iki tarafın vaziyetlerine nazaran senede raptı müteamil olmayan muamelelerde şahit ikame olunabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm gereğince mahkemece Mersin'de dava konusu taşımanın yapıldığı dönemde şehir içi evden eve nakliyatlarda yazılı sözleşme yapılmaması konusunda teamül olup olmadığı araştırılmadan ve sonucuna göre tanık dinlenmesinin mümkün olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan, eksik inceleme ile tanık beyanlarına göre hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy