(1086 S. K. m. 43, 46)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 26.05.2005 tarih ve 2003/379-2005/190 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı sigorta vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalılardan Bayram'ın sürücüsü diğer davalının maliki olduğu aracın karıştığı kazada, yaya olan müvekkilinin yaralandığını, ileri sürerek, 1.000.000.000 TL manevi, 6.000.000.000 lira maddi tazminatın, ıslah dilekçesi ile 2.690.851.707 lira daha maddi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan ve dahili davalı sigortacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve dahili davalı vekilleri, davanın reddini ayrı ayrı istemişlerdir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın davalılardan Murat bakımından reddine, manevi tazminat isteminin davalılardan Bayram bakımından, maddi tazminat isteminin Bayram ve dahili davalı sigortacı bakımından kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, dahili davalı sigortacı vekili temyiz etmiştir.
Kararı temyiz eden EGS Sigorta A.Ş., dava açıldıktan sonra, dahili dava dilekçesinin tebliği suretiyle, davaya dahil edilmiş, mahkemece mümeyyizin sorumluluğuna karar verilmiş olup, hakkında hüküm kurulmuş olmakla, kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunduğu kuşkusuzdur.
Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, somut olayda olduğu gibi, ihtiyari dava arkadaşlığının bulunduğu hallerde, bir dava açıldıktan sonra davalı tarafı değiştirmek ya da mevcut davalı taraf yanına bir başka davalı taraf ilave etmek, ıslahla dahi mümkün değildir. Usul yasamızda davanın nasıl açılacağı gösterilmiştir. Sorumlu olanlardan biri hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumlunun dahili dava edilmesi ve hakkında hüküm tesis edilmesi olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda, mümeyyiz hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, mahkemece, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, mümeyyiz vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy