(556 S. KHK. m. 71)
Taraflar arasında görülen davada R. Ticaret Mahkemesince verilen
..tarih ve
..sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin LPG alanında faaliyet gösterdiğini, M. Gaz markasını tescil ettirerek tanınmış hale getirdiğini, bu markayı taşıyan tüplerin ancak bayileri tarafından kullanılabileceğini, davalının bayii olmadığı halde deposunda müvekkili markasını taşıyan tüpler bulundurduğunun tespit edildiğini, tebliğlere aykırı davrandığı gibi, markanın haklı şöhretinden faydalanmak amacı güttüğünü, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, tüketicilerin yanılmasına neden olduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine, 340,00-YTL maddi ve 653,00-YTL manevi tazminatın tahsiline, müvekkili markalı tüplerin toplatılmasına, bulundurmasının ve satışının önlenmesine ve tüplerin imhası suretiyle haksız rekabetin men'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin dolum yapmadığını, davacıya ait tüplerin satıldığı, denetimli veya denetimsiz doldurulduğunun kanıtlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının işyerinde davacının tescilli markasını taşıyan tüpleri ihtiyaçtan fazla şekilde bulundurduğunun tespit edildiği, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiği, doğrudan markayı kullanma veya M. markalı ürünlerin satıcısı olduğuna dair işaret ve belge kullanılmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davacı markasını taşıyan tüplerin bulundurulması, satışa sunulmasının giderilmesi suretiyle haksız rekabetin önlenmesine, tüplerin imhasına, 234,00-YTL maddi tazminatın tahsiline, manevi tazminatın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, davalının izin almadan ve sözleşme yapmadan müvekkili markalı tüpleri piyasaya sürdüğünü, haksız rekabette bulunduğunu ileri sürmüş, aynı zamanda marka hakkına da tecavüz ettiğini bildirerek 556 sayılı KHK hükümlerine de dayanmıştır. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunması dikkate alındığında, uyuşmazlığa 556 sayılı KHK. nin hükümlerinin de uygulanması gerekmektedir. Bahse konu KHK.'nin 5194 sayılı Yasa ile değişik 71. maddesinde bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, anılan mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, asliye hukuk ve asliye ceza mahkemelerinden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceği ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla da Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemelerin kurulmasına kadar ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde üç numaralı asliye hukuk mahkemesi ihtisas mahkemesi olarak görevlendirilmiştir. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir. Mahkemelerin görev kuralları, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Bu durum karşısında, ihtisas mahkemesi sıfatıyla davada R. 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu benimsenip, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy