(556 S. KHK. m. 14)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23/06/2005 tarih ve 2004/651-2005/167 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Ç. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü
Davacı vekili, müvekkilinin F. ibareli markanın sahibi olduğunu, davalılardan T. Deri Konfeksiyon Gıda ve İnş.San.ve Tic.Ltd.Şti'nin markası "G. Leather by F." olarak tescilli olduğu halde davalının markasını davacı markası ile iltibas yaratacak şekilde F. olarak kullandığını, diğer davalının F. ibareli ürünleri piyasaya sürdüğünü, bu şekilde haksız rekabette bulunduklarını, davalı markasını 5 yıldan beri tescil edildiği şekliyle kullanmadığı için 556 sayılı KHK'nin 14.maddesi gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne, haksız rekabetin tespit ve men'ine, F. ibaresi taşıyan ürünlerin toplatılmasına, bu ürünlerin imalat ve satışının durdurulmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin markanın ayırt edici unsuru olan F. ibaresini kullandığını, davacının bu kullanım şekline uzun süre sessiz kalması nedeniyle dava açmasının MK'nun 2.maddesine aykırı olduğunu, F. ibaresinin' uzun süreli kullanımıyla tüketici nezdinde ayırt edicilik kazandığını, markalar bütün olarak değerlendirildiğinde iltibas ve haksız rekabet iddialarının yersiz olduğunu, ayrıca her iki marka da tescilli olduğundan terkinden önceki kullanımın haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, markanın ayırt edici unsuru sürekli ve kesintisiz olarak kullanıldığından 14.maddedeki koşulların gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, tescilli davalı markasının genel görünümü dikkate alındığında ayırt ediciliğin şekil vasıtasıyla yaratıldığı, yalnızca F. ibaresinin tescili için başvurulmuş olsaydı kapsadığı emtia sınıfı da düşünüldüğünde davacının önceki tarihli markasıyla benzerliğinden dolayı mutlak olarak reddedileceği, markanın tescilinin ancak bu şekilde sağlandığı, davalı markasını tescil edildiği şekliyle 5 yıldan fazla süre kullanmadığı için hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, davalının markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik yaratacak şekilde ve tescil ettirdiği şeklin dışındaki kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği ve iyi niyetli bir davranış olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle davacının uzun süredir bu kullanıma ses çıkarmayarak hakkını kaybettiği savunmasına itibar edilmediği, davacı başka bir şehirde ticari faaliyet göstermekte olup, kullanımı biliyor.
olmasına rağmen muvafakat ettiğine ilişkin bir delil de ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karan davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı markasını tescil ettirdiği şekliyle değil, davacı markasıyla iltibas yaratacak şekilde kullandığından haksız rekabet yönünden davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bu yönden onanması gerekmiştir.
2-556 sayılı KHK'nin 14/1 nci maddesinde "Markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir." denilmiştir. Anılan madde gereğince kullanma, markanın "işlevini yerine getirecek tarzda" olmalıdır. Aynı KHK'nin 14/2 nci maddesine göre tescilli markanın, ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın iptalini gerektirmeyen kullanım hallerindendir. Aslında işlevine uygun surette kullanma, bizatihi markanın tescil edilmiş haliyle kullanımını gerektirirse de, KHK markanın tescil edilmiş halinden farklı bir şekilde kullanılmasına da onun ayırt edici karakterine halel vermemesi şartıyla cevaz vermiştir. Marka farklı bir şekilde kullanılmakla birlikte aynı şekilde algılandığı sürece ayırt edici karakterinde herhangi bir değişiklik yok demektir. (Bkz. Markaların Korunması 556 sayılı KHK Şerhi ve ilgili Mevzuat, Karan-Kılıç, S.316) Somut olayda davalı tescilli "Gemime Leather by F." markasının esaslı unsuru olan F. ibaresini değiştirmeden tescil ettirdiği tarihten itibaren kesintisiz olarak kullandığı için 14.madde gereğince hükümsüzlük koşulları gerçekleşmediği dikkate alınmaksızın davalı markasının hükümsüzlüğüne de karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle haksız rekabet yönünden hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükümsüzlüğe ilişkin hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)