(6762 S. K. m. 402, 403) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.09.2004 tarih ve 2003/652-2004/1090 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.04.2006 gününde davacılardan Mesude İyiler'in avukatı Kamil Yıldırım Yücel ve davalı avukatı Özcan Bal gelip, diğer davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, davacıların davalı şirketin Silivri Saymenler Köyünde bulunduğu golf ve apart suit olarak adlandırılan tesislerinden bir adet apart suit'i satın aldıklarını, satın alınan bu yerden ve özellikle golf tesislerinden yararlanma hakkı sağlayan intifa senedinin (3.200.000.000) TL. nominal değerli olmasına karşın, davalı şirkete (80.000) USD ödendiğini, davacıların intifa senedi satın aldıkları tarihte (92) adet olan intifa senetlerinin, şirket anasözleşmesinin 34. maddesinde sık, sık yapılan değişikliklerle en son (240) adede çıkarılıp, ayrıca bir de Atçılık ve Binicilik tesislerinin eklendiğini, davalı şirketin çatısını oluşturan Hamoğlu Holding'e bağlı bir takım tesislerde aynı yörede işletmeye açılmasıyla davacıların hafta sonlarında dinlenmek ve doğa ile baş başa kalmak için satın aldıkları Apart Suit ve Golf tesislerinin bulunduğu yörenin kentleşip, kalabalıklaştığı, kalitesinin düşüp, çekiciliğinin kalmadığı, doğa ortamının kaybolduğunu, tesislerdeki artışın, intifa senedi sahiplerinin yararlanma haklarının kısıtladığı, bu durumun şirket anasözleşmesine aykırı olduğunu, tesislerden yararlanma hakkı için (80.000) USD ödenmesine karşın çeşitli adlarla alınan ve her yıl artırılan kullanma bedellerinin adeta bir sömürüye dönüştüğünü, intifa senedinin sağladığı hakkın yararlanma hakkı olduğundan ayrıca bedeli alınmasının yasaya aykırı olduğu, davalı şirketin her yıl aldığı Dolar bazındaki kullanma bedellerini Apart Suitleri Kullanma Esasları ve Şartları başlıklı belgeye dayandırmakta ise de, bu belgenin kıymetli evrakın cüzü olamayacağından geçersiz olduğunu, apart suit sayısının aşırı artırılmasının intifa senetlerinin temlik değerinin düşürülmesine neden olduğunu, apart suit sahiplerine haksızlık edilerek, fahiş ücret alındığını ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, ilişkilerin tasfiyesine ve başlangıçta ödenen (80.000) USD'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin TTK.nun 402 ve 403. maddeleri ile anasözleşmenin 34. maddesi gereğince intifa senetleri ihraç ettiğini, davacıların apart suiti ancak Apart Suitleri Kullanma Esasları ve Şartları başlıklı sözleşme şartlarına göre kullanabileceği intifa senetlerinin sahiplerine sağladığı hakların intifa senedi üzerinde açıkça belirtildiğini, intifa senetlerinin ihracının TTK ve anasözleşme hükümleri gereğince şirket genel kurulunun yetkisinde olup, eski intifa sahiplerinin onayına bağlı olmadığı, davacıların müvekkiliyle iki ayrı zamanda iki sözleşme yaptığını, bunlardan birinin 07.09.1994 tarihinde yapılan intifa senedi satış vaadi sözleşmesi olup, davacının ödediği bedel karşılığı, kendisine intifa senedi teslim edilip, karşılıklı ibralaşıldığını, 2. sözleşmenin 15.06.1995 tarihinde akdedilen Apart Suitleri Kullanma Esasları ve Şartları sözleşmesi olup, bu sözleşmenin intifa senedi sahibine, bu sözleşme koşullarına uyması şartı ile tesislerde bulunan ve şirket tarafından tahsis edilen Apart Suiti davacıya kullanma hakkı verdiğini, davacının bu haktan vazgeçmesinin müvekkilini her hangi bir ödeme yükümlülüğü altına sokamayacağı belirtilerek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna nazaran, somut uyuşmazlıkta davacının sözleşme koşullarının geçen sürede aleyhine değiştiği özünde doğa ile iç içe olmayı sağlamaya yönelik sözleşmenin sonradan bu koşulların ortadan kalktığından bahisle, sözleşmenin feshi ile semenin iade borcunun ancak sözleşmede sona erme nedenleri arasında fesih koşulu olarak düzenleme koşuluna bağlı olduğu, oysa feshi gerektiren nedenler arasında değişen koşullara dayalı olarak sözleşmeyi tek taraflı olarak sonlandırma yetkisinin taraflara tanınmadığı, hal böyle iken işlemin temelini yitirdiği, sözleşme ile beklenilen amaçtan uzaklaşıldığından bahisle semenin iadesinin talep edilebilir olmadığı, kaldı ki, sözleşmenin uzun süre anılan koşullarda devam ettiği halde, davacının sözleşmeye makul süre içerisinde karşı koyma hak ve yetkisini kullanmamasının TMK.nun 2. maddesindeki güven ilkesi ile bağdaşır olmayacağı gibi, anılan haksızlığın başka hukuki enstrümanlarla giderilebileceği gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy