(6762 S. K. m. 336, 542) (818 S. K. m. 41, 50)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tokat Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2001/388 - 2004/403 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı Döne A. vekili, asıl davada, diğer davacılar vekili birleşen davalarda, müvekkillerinin hacca gidiş dönüşü için davalılarla sözlü sözleşme yaptıklarını, davalıların yetkili ve yeterli bir turizm firması olarak kendilerini el ilanları ve TV reklamları ile tanıtıp güven verdiklerini, müvekkillerini hacca değil Ürdün'e götürüp geri getiren davalıların dolandırıcılık eylemini işlediklerini, 3000 USD para tahsil eden davalıların 350 USD hariç bakiyesini ödediklerini ileri sürerek, 350 USD karşılığı 534.096.850 liranın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet Y. vekili, müvekkilinin seyahat acentesi olan L... Tur Firmasının Tokat Şubesi'nde yetkili müdür olduğunu, müvekkilinin şirketle hacca gitmek isteyen hacı adaylarını şirketin Ankara'daki yetkilileri ile görüştürmek dışında bir görevi ve taahhüdü olmadığını, hakkında takipsizlik kararı bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve toplanan kanıtlara göre davalıların L... Tur Center Ltd. Şirketi adına hacı adayı topladıkları, bu şirketin Tokat'ta V... A.Ş. adına hacı adayı kayıtları yaptığı, davalıların, şirket yetkilisi oldukları ve hacca götürme yetki ve tasarruflarının bağımsız olarak bulunmadığı, dolayısıyla husumet düşmediği gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davaların husumet nedeniyle ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davalılardan Mehmet Y., dava dışı şirketin müdürü, diğer davalının ise şirketin Hac kadrosunda görevli bir çalışanı olduğu dosya kapsamı ve özellikle tanım broşürleri ve diğer resmi kayıtlar ile sabittir. Davalıların, davacıları kandırıp dolandırdıkları iddia edilmiş olup, davacıların öncelikle haksız eylem olgusuna dayandıkları anlaşılmaktadır. TTK'nun 542/2 nci maddesine göre limited şirket müdürlerinin, şirket ile ilgili bir görevin ifasından doğan ya da bu görevin ifası sırasında neden oldukları haksız eylemlere ilişkin kural olarak şirket müdürleri değil şirket sorumludur. Ne var ki, iddia edilen haksız eylem, TTK'nun bu maddesinde yazılı haksız eylemin özelliğini taşımamaktadır. Zira, ortaklık ile ilgili bir görevin ifası sırasında değil, kişisel bir amaç için ve güven oluşturmak suretiyle, kandırmak kasdıyla davalıların bağımsız hareket ettikleri iddia edilmekle BK'nun 41 nci maddesi uyarınca tek başlarına doğrudan ya da 50 nci madde uyarınca şirket ile birlikte müteselsilen davalıların sorumluluklarının bulunduğunun kabulü gerekir. Dairemiz'in 14.05.1970 tarih ve 2722/2030 sayılı ilamı ile 14.02.2005 tarih ve 2004/4501 Esas, 2005/1130 Karar sayılı ilamı da bu yönündedir.
Diğer yandan, davalılardan dava dışı limited şirketinin müdürü olan Mehmet'in limited şirket adına hareket ettiği sırada davacıları zarara uğrattığı şeklinde davacıların iddiada bulunduklarının kabulü halinde, bu davalının hukuki durumunun TTK'nun 556 ncı maddesi yollamasıyla 336/5 nci bent hükmü çerçevesinde ele alınması gerekecektir. TTK'nun 336 ncı maddesinde, genel olarak şirket müdürleri şirket adına yapmış oldukları işlemlerden ötürü kişisel olarak sorumlu tutulamazlar. Ancak, anılan maddede 5 bent halinde açıklanan durumlar genel ilkenin istisnaları olarak gösterilmiştir. Bu istisnalardan olan 5. bent gereğince gerek kanunun gerekse anasözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten veya ihmal sonucu yapmayan şirket müdürleri aleyhine, zarar gören alacaklılar doğrudan dava açabilir.
Bu durumda, davalıların hukuki durumlarının iddianın yukarıda açıklanan yönleri bakımından ele alınıp, tartışılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, asıl davanın ve birleşen davaların, yazılı gerekçelerle husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle reddi, eksik incelemeye ve iddianın yanlış nitelendirilmesine dayalı olup, hükmün davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada ve birleşen davada verilen hükümlerin, davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy