(1163 S. K. m. 14, 16)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.10.2004 tarih ve 2002/87-2004/110 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin, davalı kooperatifin 11.06.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin anılan kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcileri, henüz davacı hakkındaki çıkarma prosedürünün tamamlanmadığını, ortada kesinleşmiş bir ihraç kararı olmadığına göre şartları oluşmayan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı kooperatif tarafından ana sözleşmenin 14 ncü maddesi uyarınca davacıya iki ihtar gönderilmediği ve ortaklıktan çıkarılma prosedürünün tamamlanmadığı, davacının halen kooperatif ortağı olduğu, bu durumda dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkindir.
Dava konusu 11.06.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile davacıdan iki kalem alacak talep edilmiştir. Bunlardan (200.000.000) TL. yakıt parasına yönelik alacağın ortaklardan talep edilmesinin dayanağı karardan anlaşılamamaktadır. Eğer bu talep bir yönetim kurulu kararına dayanıyorsa, talep edilen meblağın ödenmemesi bir ihraç nedeni oluşturmaz. Eğer bir genel kurul kararına dayanıyorsa, aidat alacağı olarak mütalaa edilip Kooperatifler Kanunu'nun 16 ncı ve anasözleşmenin 14 ncü maddesinde düzenlenen ihraç nedenini oluşturduğunun kabulü gerekir. Ancak bu son halde dahi, anılan düzenlemelerde belirtilen ihtarnameler ve usulüne uygun ihraç kararı bulunmadığından, mahkemece somut olay yönünden bu kalem hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük yoktur.
Davacıdan talep edilen (18.529.236.400) TL.lık kaleme ilişkin dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelemesinden ise, bu talebin davalı kooperatifçe dava dışı eser sözleşmesi nedeniyle hak sahiplerine ödenen bedelin yarısının, bu sözleşmeye şahsen kefil olan ve o tarihte davalı kooperatif yönetim kurulu başkanı bulunan davacıdan tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Böyle bir talebin Kooperatifler Kanunu'nun 16 ncı ve anasözleşmenin 14. maddelerinde düzenlenen akçalı yükümlülüklerden sayılması ve ödenmemesi halinde ortaklıktan ihraç nedeni olması mümkün değildir. Böyle bir alacağın varlığı, davalı kooperatife ancak bir kişisel talep hakkı verir. Ancak, davalı kooperatifin 11.06.2002 tarihli yönetim kurulu kararında ve davacıya keşide edilen aynı tarihli ihtarnamesinde, anılan meblağın ödenmemesi halinde davacının ortaklıktan çıkarılacağının belirtilmesi karşısında, davacının, davalı kooperatifçe kendisinden böyle bir talepte bulunulamayacağını ve anılan meblağda borçlu bulunmadığının tespitini, diğer bir değişle halen davalı kooperatif ortağı olduğunun tespitini talep etmekte hukuki yararı vardır. Zira davalı kooperatifin bu fiiliyle, bir muaraza çıkarıldığı kuşkusuzdur. O halde mahkemece, bu kaleme yönelik davacı talebinin, bir menfi tespit davası olarak incelenip sonuçlandırılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy