(6762 S. K. m. 317, 321, 363, 388) (5422 S. K. m. 38, 39)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ordu Asliye 2. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.12.2004 tarih ve 2004/274-2004/406 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.04.2006 günde davacılardan Yüksel ve Gökhan Poyraz avukatları Ömer Gören ve M. Murat Poyraz ile diğer davacılar Hakan ve Mustafa Poyraz avukatı Murat Hazinedar ile davalılar avukatı Erdem Kuntalp gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekilleri, davalı şirkette Poyraz Gurubu'nun %45 pay sahibi olduğunu, 31.03.2004 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yeni yönetim kurulunun oluştuğunu ve yönetim adına hareket eden Av. Ali Mertan ile müvekkillerinin avukatı arasında 6 maddelik 12.04.2004 tarihli protokol imzalandığını, protokol gereğince şirketin bölünmesi çalışmalarının başlatılması, Poyraz Gurubu'ndan olan ortakların şirkete giriş çıkışlarının engellenmemesi, günlük hesap özetlerinin Yüksel Poyraz'a iletilmesi gerekir iken bu hükümlere uyulmadığını ileri sürerek asıl ve birleşen davalarda protokolün aynen ifasına karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar vekili, şirketin 31.03.2004 tarihli genel kurulunda yeni yönetim kurulunun seçildiğini ve davacıların kendi aralarında yaptıkları kira sözleşmesine dayanarak şirketten ayrılmadıklarını, ortaklar arasındaki gerginliğin ortadan kaldırılması amacıyla belediye başkanının da araya girmesi sonucunda centilmenlik anlaşması yapıldığını, bu anlaşmanın davalıların bilgisi ve dahili dışında tamamıyla avukat sıfatıyla kendisi tarafından imzalandığını, amacın yanlar arasında uzlaşma sağlamak olduğunu, anlaşmanın alt iradesinin davacıların misafirhanedeki işgal ettikleri odaların boşaltılmasına ve kira akdinin sona erdirilmesine ilişkin olduğunu, şirket ve yönetim kurulu üyesi davalılar açısından bağlayıcı olmadığını, hukuki olarak da protokolün geçersiz olduğunu zira, bölünme sözleşmesinin tasarruf muamelesi olduğunu, oysa protokolde tasarruf muamelesi yapılmasının vaat edildiğini, tasarruf muamelesi için vaat etmenin geçerli olmayacağını, kaldı ki protokolde bölünmeye ilişkin hükümler dışındaki hükümlerinde varlığı gözetildiğinde akit yapma vaadinin birden fazla konuları içermesinin mümkün olmayacağını, bölünme işleminin genel kurul tasarrufunda olan bir işlem olması nedeniyle yönetim kurulunun tasarruf yetkisinin bulunmadığını, yönetim kurulunun verdiği vekaletnamede de özel yetki bulunmadığından protokolün bu nedenle dahi geçersiz olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, dava konusu olan 12.04.2004 tarihli protokolün 1, 2 ve 3 üncü maddelerinin bölünmeye, 4, 5 ve 6 ncı maddelerinin ise şirket hakkında bilgi edinmeye ilişkin hükümler içerdiği, bu protokolün aynen uygulanması isteminin şirkete karşı değil şirket organı olan yönetim kuruluna karşı yöneltilmesi gerektiği, şirketin bölünmesi konusunda TTK. da düzenlenmemiş olduğu, ancak TTK. nun kasasında sermaye ortaklarının bölünmesine ilişkin hükümlerin öngörüldüğü, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4684 sayılı Kanun ile değişik 38 ve 39 uncu maddelerinde bölünme halinde uygulanacak vergi kurallarının düzenlendiği ve bölünmesinin belli şekil koşullarına bağlandığı, somut olayda protokolün tarafları itibariyle bölünmeye ilişkin hükümlerin uygulanmasının mümkün olmadığı bu nedenle davacıların yönetim kurulu üyesi davalılara yönelik olarak açtıkları protokolün 1, 2, 3 üncü maddelerinin aynen uygulanması taleplerinin yerinde görülmediği, ancak 4, 5 ve 6 ncı maddelere ilişkin protokol hükümlerinin uygulanması isteminin TTK. nun 363 üncü maddesinde düzenlenen bilgi edinmeye ilişkin hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle 2004/274 ve 2004/287 esas sayılı davaların pasif husumetten reddine, 2004/348 ve 2004/264 sayılı dosyalarındaki protokolün 1, 2 ve 3 üncü maddelerinin yasal şekil şartına uymadığından uygulanması taleplerinin reddine, 2004/351 ve 2004/348 esas sayılı dosyalardaki protokolün 4, 5 ve 6 ncı maddelerinin ifasına ilişkin taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, tarafların vekilleri temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK. nun da, şirket bölünmelerine ilişkin olarak maddi hukuk yönünden bir düzenleme bulunmayıp, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4684 sayılı Kanunlu değişik 38 inci maddesine istinaden Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nca çıkartılan Anonim ve Limited Şirketlerin Kısmi Bölünme Usul ve Esaslarının Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ ile kısmi bölünmeye ilişkin maddi hukuk kuralları getirilmiş, tebliğin 9, 10, 11 inci maddeleri ile ayrıca SPK. nun 21.11.2003 tarih ve 61/1394 sayılı kararında bunun nasıl gerçekleşeceği ve uyulacak esaslar açıkça belirlenmiş olup, bu düzenlemelere göre bahsi geçen protokolün 1 ve 2 nci maddelerinde ifade edilen taahhütlerinin bir geçerliğinden bahsedilemeyeceği gibi, protokol içeriğinden kısmi bir bölünmenin amaçlanmakta olduğunun da belirgin bulunmamasına, protokolün 3 üncü maddesindeki taahhüdünde ancak TTK. nun anasözleşmenin değiştirilmesine ilişkin 388 inci maddesi hükmü çerçevesinde gerçekleştirilmesi mümkün olup, bu yönde genel kurul yerine geçilerek taahhütte bulunulamayacak olmasına, öte yandan TTK. nun 317 ve 321/3 üncü maddesi hükümlerine aykırı olarak anılan protokolü yönetim kurulundan aldığı vekaletnameye müsteniden şirket adına imzalayan Avukat Ali Mertan'ın bu işleminin Çamsan A.Ş.ni bağlamayacağının da kuşkusuz bulunmasına nazaran, davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince, protokolün 4, 5 ve 6 ncı maddelerinde taahhüt edilen hakların kullanımı esasen TTK. nun 363 üncü maddesinde öngörülmüş ve belli bir şekle tabi tutulmuş olmasına göre, bu yasal düzenlemeye uygun düşmeyen taahhütlerin bağlayıcılığından bahsedilemeyeceği gibi, esasen yukarıdaki bentte açıklandığı üzere protokolün temsil yönünden de Çamsan A.Ş.ni ilzam etmeyeceği dikkate alınmadan davanın 4, 5 ve 6 ncı maddelerine ilişkin olarak kabulü doğru olmadığı gibi, davadaki iddia ve taleplerin davalı şirketin de hukukunu ilgilendirdiği, dolayısıyla şirkete husumet tevcihinde bir usulsüzlük bulunmadığı halde, bu davalı yönünden de davanın esastan reddi gerekirken, husumetten reddi isabetsiz olduğundan, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00 YTL. duruşma vekillik ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 8.40 YTL. harcın temyiz eden davacılara iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 06.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy