(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.10.2004 tarih ve 2003/161-2004/502 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatifin üyesi olan davalının kooperatife borçlarını ödemediğini, alacağın faiziyle birlikte tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davacının davalı kooperatife 1.501.951.333 TL gecikme faizi borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 1.501.951.333 TL'nin takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili suretiyle takibin devamına, davalının itirazının bu miktar üzerinden iptaline, itiraza konu alacağın işlemiş faiz alacağı niteliğinde olması nedeniyle icra-inkar tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı kooperatif icra takibinde, 1.896.182.900 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek %55 faiziyle birlikte tahsilini istemiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuyla davacı kooperatifin asıl alacağı bulunmadığı, sadece davalının kooperatife geçmiş dönem gecikme bedeli yani faiz borcunun olduğu tespit edilmiştir. Bu takibe devam edilerek faiz alacağı tahsil edilemeyeceği için devanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Kabul şekline göre de;
İtirazın iptali ve alacak davası nitelikleri ve sonuçları itibarıyla birbirinden farklı dava türleridir. Dava dilekçesinde sadece itirazın iptali istendiği halde infazda tereddüde yol açacak şekilde hem alacağın tahsiline hem de itirazın iptaline karar verilmesi ve BK. nun 104. maddesine aykırı şekilde faize faiz yürütülecek şekilde hüküm kurulması da bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy