(1163 S. K. m. 17)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.10.2004 tarih ve 2003/97-2004/653 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi B.Ş. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının istifasının kabul edildiğini, ödediği aidat bedeli olarak kendisine 14.820.000.000,-TL'nin iadesine karar verildiğini, 28.08.2002 tarihli tediye makbuzu ile 5.000.000.000.-TL ödendiğini, geriye kalan borç için de 10.09.2002 tarihli 5.000.000.000.-TL bedeli ve 10.10.2002 tarihli 4.820.000.000.-TL bedelli senetlerin verildiğini, mali durumun kötü olması nedeniyle birinci senede mahsuben 16.09.2002 tarihinde 2.000.000.000.-TL, 24.09.2002 tarihinde ise 3.000.000.000.-TL ödeme yapıldığını, diğer senede ilişkin de kısmi ödemede bulunulduğunu, bakiyesi olan 2.500.000.000.-TL üzerinden icra takibine geçtiğini, yapılan hesapta dayalının alacağının 10.500.000.000.-TL olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek, fazladan ödenen 1.780.000.000.-TL'nin tahsiline, takibe konu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin toplam 11.820.000.000.-TL ödeme yaptığını, işyeri açması nedeniyle paraya ihtiyacı bulunduğunu, davalı kooperatif başkanının fazladan üye olduğunu söyleyerek aidatın 15.000.000.000.-TL ödenebileceğini bildirdiğini, bu öneriyi kabul ettiğini, bir hatanın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, istifanın kabulüne ilişkin yönetim kurulu karan içeriği ve ödeme cetveli incelendiğinde bir hata yapılmadığı, hakkaniyet gereği aidata birikmiş faiz ödendiği, ödemenin bilinçli şekilde gerçekleştiği, sonradan gen alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, istifa eden ortağa fazladan ödeme yapıldığı iddiasına dayalı istirdat ve bu amaçla verildiği ileri sürülen bononun iptali istemlerine ilişkindir.
1163 sayılı Yasanın 17 ve yapı kooperatifleri tip ana sözleşmesinin 15. maddeleri hükümleri uyarınca, kooperatif üyeliğinden ayrılan ortağın hakları ortaklıktan çıktığı veya çıkarıldığı yılın bilançosu çerçevesinde iade edilir. Ancak, hakların ödenmesi ise bilançonun kesinleşmesinden, başka bir anlatımla genel kurulca kabulünden itibaren bir ay içinde mümkündür. Alacak, bilançonun genel kurulca kabulünden bir ay sonra muaccel hale geleceğinden ayrılan ortağın öncesinden dava ve takip hakkı bulunmamaktadır. Bahse konu düzenlemelere rağmen kooperatif yönetimi daha öncesinden bir ödeme taahhüdünde bulunmuş ise artık anılan yasa ve sözleşme hükümleri dikkate alınmayacaktır. Öte yandan, kooperatiften ayrılan ortak, ödediklerinin tamamını değil, bilançoya göre payına düşen ortak giderler düşüldükten sonra kalanı isteyebilir. Uyuşmazlık konusu olayda davalının, 8.08.2002 tarihli dilekçesiyle istifa ettiği, ödemiş bulunduğu aidatlarına karşılılık 14.820.000.000.-TL iade edilmesini istediği, 25.09.2002 tarih ve 17 numaralı yönetim kurulu kararıyla bu istifanın kabul edilerek davalıya 11.000.000.000.-TL anapara ve vade karşılığı 3.800.000.000.-TL ödenmesinin karara bağlandığı, karşılık olarak dava dilekçesinde açıklanan peşinatın ödendiği ve senetlerin verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının ödemiş olduğu aidatların toplamının 10.820.000.000.-TL olduğu açıklanmıştır. 1163 sayılı Yasaya göre mali konularda karar verme yetkisi tamamen genel kurula ait olup anılan yetkinin devri mümkün değildir. Bu durum karşısında, yönetim kurulunun genel kurul kararı olmadan kendiliğinden istifa eden ortağa ödediği aidatlar dışında fazladan ödeme yapamayacağı, bu yönde genel kurul kararı bulunduğunun savunulmadığı, davacının fazladan ödeme yaptığı dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy