(551 S. KHK. m. 73, 77, 83, 166) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.12.2004 tarih ve 2002/432-2004/708 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve karşı davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.04.2006 gününde davacı ve karşı davalı avukatı Harun Tigün ile davalı ve karşı davacı avukatı Erman Peçin gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 17.12.1999 tarihinde faydalı model belgesi aldığı "çift etkili hidrolik preste çift sıvama için kullanılan kalıp ve sistemi" buluşunun aynısı izinsiz olarak davalının da ürettiğini ve 551 sayılı KHK.'nin 73. maddesini ihlal ettiğini ileri sürerek, davalının tecavüzünün önlenmesine, 10 milyar TL manevi ve fazlası saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10 milyar TL yoksun kalınan kazancın davalıdan tazminine, hükmün ilanına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, uzatılmış yanıt süresi içinde verdiği yanıt ile, müvekkilinin davacının faydalı model başvurusunu yaptığı tarihten ve 551 sayılı KHK.'nin 77. maddesinde öngörülen süreden önce dava konusu ürünü imal ettiğini savunarak davanın reddi ile karşı dava olarak davacının faydalı model belgesi konusu buluşun yeni olmadığını, 1997 yılında fuarda teşhir edildiğini ve yenilik unsuru taşımadığını ileri sürerek, davacının faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre; hidrolik preslerdeki sıvama işleminde kullanılan çift sıvama sisteminin klasik bir uygulama olduğunu, yani bunun herkesçe bilinen ve uygulanan bir sistem olduğunu ve faydalı model belgesi konusunun yenilik unsuru taşımadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı/karşı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının geriye etkili olmayacağı kuralının kesinleşmiş kararlar için söz konusu olmasına göre davacı/karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece, davacının faydalı model belgesinin hükümsüzlüğüne gerekçe olarak gösterdiği bilirkişi raporu davada sonuca götürmeye elverişli nitelikte değildir. İlk bilirkişi raporunda tarafların dava konusu edilen makinaları görülmediği belirtilmiş, ek raporda ise davacı ve davalının makinalarının görülüp görülmediği açıklanmadığı gibi 551 sayılı KHK.nun 166. maddesi delaletiyle 83. maddesi gereğince davacıya ait faydalı model belgesinden doğan korumanın kapsamı, ekindeki tarifname ile koruma istemleri ve resimler esas alınarak yorumlanmamış, piyasadaki sistemlerin faydalı model belgesi konusu ile ayniyeti belirlenmemiştir.
O halde mahkemece yukarıda açıklanan hususlarda uzman bilirkişi raporu alınıp sonucu çerçevesinde hüküm kurulması gerekir iken, yazılı gerekçeyle karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı/karşı davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı/karşı davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 450.00.-YTL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacı/karşı davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy