(5846 S. K. m. 68, 70) (818 S. K. m. 60)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.09.2004 tarih ve 2003/975-2004/540 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin sahibi ve yazarı olduğu Kaynakları İle Büyük Kadın İlmihali adlı eseri, davalı şirketin izinsiz olarak Kadın ve Aile isimli aylık dergisi ile promosyon olarak 1994 ve 1995 yıllarında okuyucularına abone olmaları koşuluyla çoğaltarak dağıttığını, müvekkilinin bu haksız fiili yeni öğrendiğini, davalının eyleminin davacının FSEK'ten doğan mali ve manevi haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1 milyar lira maddi ve 5 milyar lira manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın öncelikle bu nedenle reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, FSEK 70/2. maddesi yollamasıyla BK.nun 60. maddesi hükmüne göre davacının haksız fiili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açmadığı, 1994-1995 yıllarında dağıtıldığını ileri sürdüğü kitaplardan dolayı 2003 yılında dava açtığı gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava dilekçesinde açıkça davalının elde ettiği karın üç katından az olmamak üzere fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak tazminat istendiğinden, bu talebin FSEK 70/son maddesine uygun olması ve FSEK 68/1. maddesinde belirtilen eser sahibinin sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmamasına göre, FSEK 70/2. maddesi yollamasıyla BK. nun 60. maddesindeki haksız fiillere ilişkin bir yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.10 YTL. temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16.01.2006 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Dava, FSEK'na dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde eserinin davalı yanca izinsiz olarak çoğaltılarak aylık dergiye abone olmaları kaydıyla okuyucularına dağıtıldığını ileri sürerek, işbu davayı açmış ve dava dilekçesinin Sonuç ve İstem bölümünde manevi tazminat dışında ayrıca davalının karının üç katından aşağı olmamak ve fazlaya ilişkin hak saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000 TL. tazminatın tahsili talebinde bulunmuştur. Ayrıca dosya içerisinde davacının maddi tazminat talebinin FSEK. nun 70 nci maddesine dayalı olduğuna dair bir açıklaması mevcut değildir.
Dairemizin ve HGK. nun yerleşmiş içtihatlarında da açıklandığı üzere (Y.11. HD. 1987/1836-4131, T.07.07.1987 HGK E. 2002/11-176, K. 2002/214) koşulları bulunmak kaydıyla maddi tazminat talebinin FSEK. nun 68 nci maddesine dayandırılması halinde yanlar arasında sözleşme yapılmış gibi bir hal oluşması sebebiyle BK. nun 10 yıllık genel zamanaşımının uygulanması söz konusu olacaktır. Talebin 70 nci maddeye dayanması halinde ise BK. nun 60 ncı maddesinde öngörülen 1 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri nazara alınacaktır. O halde davalının zamanaşımı def'inin karara bağlanabilmesi için öncelikle davacının talebinin bunlardan hangisine dayandığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 04.06.1968 tarih ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince de hakim sadece tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve netice-i taleplerle bağlı olup, hukuki tavsif kendisine ait bulunmamaktadır. Davacı yukarıda da belirtildiği üzere davacı, davalının karının 3 katından az olmamak üzere maddi tazminatın kendisine verilmesini istediğine ve FSEK. nun 70 nci maddesinde de karın 3 katının ödenmesi şeklinde bir düzenleme mevcut olmadığından, davacının talebinin aynı Yasa'nın 68 nci maddesine dayalı bir talep olduğunun kabulü gerekir ki, buna nazaran da davalının zamanaşımı def'i yerinde değildir. Ayrıca bir an için davacının anılan ifadesinin açık olmadığı kabul edilse bile mahkemece davacıdan bu hususta bir açıklama istenerek neticesine göre davalı tarafın zamanaşımı savunmasının karşılanması gerektiği ve bu nedenle yerel mahkeme kararının bozulması icap ettiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluk kararına karşıyım.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy