(6762 S. K. m. 405)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karabük Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2004 tarih ve 2003/325-2004/261 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin 22.03.2001 tarihli genel kurulunda gündemde yer almamasına rağmen şirketin büyük ortaklarından Kardemir Çalışanları Vakfına 500.000.Dolar bağış yapılması kararı alındığını, kararın alındığı genel kurulun hazirun cetveline göre kararın büyük ölçüde anılan karardan olumlu olarak etkilenecek ortaklar tarafından verildiğini, alınan bağış kararının sürekli zarar eden müvekkili şirketin mali durumu ile de bağdaşmadığını, şirketten bağış alınmasının nedeninin Kardemir Çalışanları Vakfının kredili olarak satın aldığı ve şirketin yönetiminde imtiyaz sağlayan A grubu hisse senetlerinin bedelinin ödenmesi olduğunu, bir başka deyişle bağış, vakıf tarafından kredili hisse senedi borcunu ödemede kullanılmış, böylelikle vakfa, koymuş olduğu sermayenin bir kısmının iade edilmiş olduğunu, bu hususun TTK. nun 405/2. maddesine aykırı olduğunun yapılan denetim sonucunda Sermaye Piyasası Kurumu tarafından belirlendiğini ileri sürerek, anılan genel kurul kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul kararınca bağış yapılan vakfın yapılan bağışı geri ödemeyeceğini bildirmesi nedeniyle bu davanın açıldığını, yapılacak inceleme ile kararın mutlak butlan ile sakat olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı şirketin yardım amacına yönelik para ve malların şirket malvarlığından ayrılarak bunlarla kurulan vakfa bağış yapabileceği, vakfa yapılan bağışın kar payı hakkını ihlal etmediği, kararın geçerli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile bilirkişi raporu doğrultusunda kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
İptali istenen genel kurul kararı gündemde bulunmamasına rağmen 22.03.2001 tarihli olağan genel kurul toplantısı sırasında dilek ve temenniler başlıklı 12. sırada Kardemir Demir Çelik A.Ş. ortağı olan Kardemir Çalışanlar Vakfı'na 500.000 Amerikan Doları bağış yapılması ve bu konuda yönetim kurulunun yetkilendirilmesine ilişkindir.
Dosyada örneği mevcut SPK Denetleme Raporu'nda ayrıntılı açıklandığı gibi, olay sadece çalışanların oluşturduğu vakıfa bağış değil, olayların gelişimi değerlendirildiğinde, Kardemir A.Ş.nin halka arz yoluyla sermaye artırımı nedeniyle halka arza aracılık eden menkul kıymetler şirketinin bağış yapılan vakfa verdiği 300.000 ABD Doları bağış yapma sözüne göre Vakfın bu değerde Kardemir A.Ş. hissesini kredili olarak satın alması, ancak aracılık işlerini yapan şirketin söz verdiği bağışı yapmaması üzerine vakfın borcunu kapatabilmek için Kardemir A.Ş.'den bağış talep etmesi ve iptali istenen genel kurul kararı gereğince Kardemir A.Ş. Yönetim Kurulu'nca 250.000 ABD Doları'nın bağış olarak vakfa ödenmesi ve vakıf tarafından satın alınan senetlerin bedelinin karşılanması şeklinde gelişmiştir. Sözü geçen SPK Denetim Raporu'nda bu oluşa ilişkin gelişmelerin dayanak ve delilleri ayrıntılı biçimde gösterildiği gibi, şirket genel kurulunda 500.000 ABD Doları bağışlama kararı verilmesine rağmen, fiilen bağışlamanın halka arz nedeniyle vakfın satın aldığı senet bedelleri kadar olması da bunu doğrulamaktadır.
Maddi olgu böyle kabul edildiğinde, Kardemir A.Ş. genel kurulunda alınan bağış kararının gerçekte bir bağış değil, muvazaalı olarak halka arz yoluyla artırılan sermayenin bir bölümünün taahhüt eden vakfın satın aldığı senet bedellerinin ödenmesi yoluyla pay sahibinin sermaye olarak şirkete verdiklerinin iade işlemidir ki; TTK.nun 405/2 nci maddesine göre bu mümkün değildir.
Emredici nitelikteki TTK.nun 405/2 nci maddesine aykırılığın sonucu, genel kurul kararının mutlak butlan nedeniyle batıl olmasıdır. Mutlak butlan halinde buna dayanmakta hukuki çıkarı olan herkes herhangi bir süreye bağlı olmaksızın kararın geçersizliğinin dava edebilir. Somut olayda olayların bu gelişimi ve niteliği göz önüne alınarak mutlak butlan nedeniyle batıl olan genel kurul kararının iptaline karar vermek gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davacı vekilinin temyiz isteminin açıklanan gerekçeyle kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 31.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy