(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.09.2003 tarih ve 2001/984-2003/983 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ve karşı davacı Ahmet Haşim Alican vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.05.2005 günde davacı-karşı davalı avukatı Pınar Bekler Karaali gelip, davalı-karşı davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili bankaca davalıya 19.02.2001 ile 14.03.2001 tarihleri arasında yapılan gecelik O/N işlemlerinden dolayı BK.nun 20 nci maddesine aykırı olarak fahiş faiz uygulandığından kesilen (10.989.642.120) TL.nin davalı müşteri tarafından haksız talep edildiğini ileri sürerek, müvekkilinin bu miktar yönünden borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşılık davada ise müvekkilinin hesabından kesilen (10.989.642.120) TL.nin bankadan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, uyuşmazlıkta ahde vefa ilkesinin uygulanamayacağı, bankanın devredildiği Fon yönetimince İMBK gecelik faiz ortalamalarının uygulanması yönündeki işlemin doğru olduğu, aksi yöndeki bilirkişi raporlarının benimsenmediği gerekçe gösterilerek asıl davanın kabulüne, karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ve karşılık davacı Ahmet Haşim Alican vekili ve katılma yolu ile davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
1- Bilirkişilerce düzenlenen rapor, Dairemizin bu konuda yerleşmiş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen ilke ve ölçülerine uygun irdelemeler içermemektedir. Bu nedenle mahkemece bilirkişi raporunun uyuşmazlığın çözümünde esas alınmaması yerindedir. Ancak, böyle olmakla birlikte mahkemece bilirkişi raporunda eksik bırakılan yönler araştırılmış da değildir. Bu bakından, benzer uyuşmazlıklarda beliren Dairemiz görüş ve ilkeleri doğrultusunda doğrudan banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, ilgili dönemde davalı bankanın mali durum ve bünyesinin ayrıntılı analizine dayalı olarak gabin'in objektif unsuru olan müzayaka halinin bulunup bulunmadığının saptanmasında zorunluluk görüldüğünden, sadece davacı ve faiz kesintisi alacağını temlik edenlerin davalı banka nezdindeki hesaplarının oluşum ve gelişim seyri, banka yönetiminin kısa bir süre sonra TMSF'ye devredilmesinin tek başına müzayakayı (darda kalma) sabit kıldığı gibi harici olgular ve ilgili dönemde İMKB ve bankalarca uygulanan ortalama faiz oranları verileri ile yetinilerek verilen kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacı banka vekilinin vekalet ücretine yönelik düzeltilerek onama istemiyle katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmemesi ve temyiz giderlerinin yatırılmaması karşısında geçerli bir temyizden söz edilemeyeceğinden, bu yöndeki istemin reddi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentteki nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı-karşı davacı Ahmet Haşim Alican yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentteki nedenlerle davacı-karşı davalı bankanın temyiz isteminin REDDİNE, davalı-karşı davacı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, davacı-karşı davalı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 18.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy