(1086 S. K. m. 438) (4389 S. K. m. 10) (6762 S. K. m. 68) (3182 S. K. m. 36) (Bankaların Kuruluş ve Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik m. 35)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.07.2004 gün ve 2000/961-2004/353 s. kararın duruşmalı olarak Yargıtayca tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan dava konusu meblağ 800.000.000.-TL'nin altında bulunduğundan HUMK. nun 3156 s. kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlupınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve bütün belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Tokat Şubesi nezdinde 16.12.1984 başlangıç vadeli 1.000.000.-TL bedelli mevduat hesabı açtırdığını, Haziran 1992 gününde hesabının son durumu hakkında bilgi alıp, yeni adresini şubeye bildirdiğini, 08.03.2000 gününde hesabının son durumu hakkında bilgi isteyen müvekkiline hesabının 10 senelik zamanaşımına uğradığından Merkez Bankası'na gönderildiğinin bildirildiğini, Merkez Bankası'na yapılan başvuru sonucu ise söz konusu hesaba ait her hangi bir devir yapılmadığı ve kayda rastlanılmadığının bildirildiğini, müvekkiline ilişkin mevduatın akıbeti hususunda davalı banka tarafından bir açıklamada bulunulamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500.000.000.-TL'sının faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı 1992 yılında hesabının son durumu hakkında bilgi alıp, yeni adresini şubeye bildirdiğini iddia etmekteyse de şubede bu durumu teyit edecek hiçbir kayıt bulunmadığını, 4389 s. Bankalar Kanunu'nun 10/4. maddesi uyarınca on yıl içerisinde aranmayan mevduatların zamanaşımına tabi olduğundan davanın hukuki mesnetten yoksun bulunduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve bütün dosya kapsamına göre, davacının iddiası ve sunduğu hesap cüzdanına göre hesabın açıldığı 15.12.1983 tarihi ile bilgi isteme tarihi olan 08.03.2000 tarihleri arasında zaman aşımı süresinin geçtiği, paranın banka görevlileri tarafından zimmete geçirildiği hususunun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankada açılan mevduat hesabına yatırılan paranın tahsili istemine ilişkindir. Davacı taraf, 1992 yılında davalı bankanın Tokat Şubesi'ne başvuruda bulunarak hesabının son durumu hakkında bilgi alıp, yeni adresini Şube'ye bildirdiğini iddia etmişse de davalı banka, Şube'de bunu teyit edecek her hangi bir kayıt bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece Tokat Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla davalı bankanın Tokat Şubesi kayıtlarında yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, 1992, 1993 ve 1994 yıllarına ilişkin kayıtların bankanın tamir ve bakım döneminde arşiv evraklarının taşınması sırasında kaybolduğu belirtilmiş olmasına göre davanın açıldığı 08.12.2000 tarihi itibariyle TTK. nun 68. maddesinde belirtilen defter ve belgelerin saklama müddeti olan on senelik sürenin henüz dolmadığı anlaşıldığından davalı bankanın davacının açılan hesapla ilgili olarak 1992 yılında bankaya yaptığını iddia ettiği başvuru ve bildirimin olup olmadığı hususunu kayıtlara dayandırması gerekirken, anılan yıllara ilişkin kayıtlar davalının kendi kusurlu eylemi sonucu bulunamamaktadır. Bu halde açılan mevduat hesabıyla ilgili olarak davalı bankanın hesabın varlığına yönelik olarak bir itirazı bulunmamakta ancak hesabın akıbeti hususunu belgeleyemeyip, konu ile ilgili belgelerin eski günlü olması sebebiyle imha edildiğinden hesapla ilgili bir kayda rastlanmadığını, buna göre hesabın cüzdansız ibraname ile kapattırıldığının anlaşıldığı yönünde hiçbir bilgi ve belgeye dayanmayan, kanuni dayanaktan yoksun savunması, davalının tacirlik sıfatından kaynaklanan kanuni sorumluluğuna aykırı bulunduğu gibi, bankaların güven kurumu olmalarından kaynaklanan sorumluluklarına da aykırı düşmektedir. Mahkemece hesabın açıldığı gün ile bilgi isteme tarihi olan 08.03.2000 arasında zamanaşımı süresinin geçtiği ve paranın banka görevlilerince zimmete geçirildiği de ispat olunamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, red kararının dayandığı gerekçeler hukuki dayanaktan yoksundur. Somut olayda, davacının 15.12.1983 gününde davalı bankanın Tokat Şubesi nezdinde hesap açtırdığı hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Ancak, anılan hesaba yatırılan paranın akıbeti davalı banka tarafından bilgi ve belgelere dayalı olarak ortaya konulamamış, zamanaşımına uğradığından Merkez Bankasına gönderildiği belirtilmiş ise de böyle bir kaydın da olmadığı sonradan anlaşılmıştır. Kaldı ki, davalı bankanın hesabın zamanaşımına uğradığı yönündeki savunmasının doğru olduğu kabul edilse bile bu halde da, hesabın zamanaşımına uğradığı tarihte yürürlükte bulunan 3182 s. Bankalar Yasası 36 ncı maddesine göre, her türlü mevduat son talep, işlem veya mudiin herhangi bir biçimde yazılı talimatı gününden başlayarak 10 yıl geçtiği durumda aranmaması halinde bu mevduatların, sahiplerinin mevcut adreslerine bir mektupla bildirildikten sonra, bu sürenin bitimini izleyen takvim yılı başından itibaren 6 ay içinde bankalarca sahiplerinin isim, kimlik ve adresleri gösterilmek suretiyle düzenlenecek bir cetvel ile Merkez Bankası'na devredileceği; aynı fıkranın 3 üncü bendinde ise, tutar ve değeri 1 milyon 500 bin lirayı aşanların, Resmi Gazete ile ilan edileceği, bu ilandan itibaren 1 yıl içerisinde sahip veya mirasçıları tarafından aranmayan mevduat, emanet ve alacaklarının bu sürenin bitiminde Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na gelir kaydedileceği öngörülmüştür.
Bu hüküm sonradan 4491 s. kanunla değişen Bankalar Kanunu'nun 10/4 maddesi ve bu madde uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 27.06.2001 tarihli Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe konulan Bankalar Kuruluş ve Faaliyetler Hakkındaki Yönetmenliğin 35 nci maddesinde, hak sahiplerinin uyarılmasının iadeli taahhütlü bir mektupla yapılması hüküm altına alınmış, 1 yılık süre ise, 3 ay indirilmiştir.
Açıklanan kanun hükümleri karşısında bankalarda bulunan mevduat ve bu cümleden sayılan emanet ve alacaklarının 10 yıl sonra zamanaşımına uğraması, bankaca gerçekleştirilecek tebligatın yapılması koşuluna bağlanmıştır. Daha açık bir anlatımla, sahipleri hakkında bu yönde uygulama yapılmadan banka nezdindeki hakları ve alacakları kendiliğinden zamanaşımına uğramaz. Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. Davalı bankanın açıklanan bu hususları da yerine getirmediğinin anlaşılmasına göre, yatırılan paranın banka nezdinde bulunduğunun kabul edilerek, bu kabul doğrultusunda yargılamaya devam olunarak değerlendirme yapılması gerekirken yazılı biçimde davanın hukuki dayanaktan yoksun olarak reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy