(1163 S. K. m.53)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Kadıköy Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 16.09.2004 tarih ve 2004/1021-2004/754 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, maddi yükümlülüklerini peşinen yerine getirdiğini, genel kurullara kasıtlı olarak çağrılmadığını, genel kurullarda çağrı merasimine uyulmadığını ileri sürerek, 2004 yılında yapılan genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının üyeliğinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kooperatiflerde genel kurul kararlarının iptalinin dava edilmesi koşullarının 1163 sayılı Yasa'nın 53 ncü maddesinde düzenlendiği, davacının ortak olup olmadığının da kesin olmadığı, bu davanın ancak kooperatif tüzel kişiliğine karşı açılabileceği, yönetim kuruluna husumet düşmeyeceği, usulsüz çağrının iptal davası açmayı gerektirdiği, davacının iptal nedeni bildirmediği, tek başına usulsüz çağrı halinin alınan kararların iptali sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle, davalı Mehmet garip ve Hatice Udum aleyhine açılan davanın husumet, davalı kooperatif aleyhine açtığı davanın ise kanıtlanamaması ve davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması sebepleriyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava, kooperatif genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 53 ncü maddesinde kimlerin iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Ortaklık sıfatı, ortağın açacağı iptal davasının dinlenebilmesi koşuludur. Davacı, bu sıfatını davanın kesin hüküm ile sonuçlanmasına kadar korumak zorundadır. Davacının ortaklığının bulunup bulunmadığı, başka bir anlatımla aktif dava ehliyetinin olup olmadığı net bir şekilde tespit edilmelidir. Somut olayda davacı, genel kurulda alınan kararların iptalini istemiş, ortaklığına dair 1991 tarihli yönetim kurulu kararları ibraz etmiştir. Davalı vekili, davacının ortaklığının bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda 2000 yılından sonraki belgelerde davacının ortaklığına dair bilgiler bulunmadığı, önceki dönemlere ait kayıt ve defterler sunulamadığından inceleme yapılamadığı açıklanmıştır. Davacı tarafından başka mahkemelerde davalı aleyhine açılan ve derdest olan dosyalara sunulan raporlarda ise ortak sayılması gerektiği vurgulanmıştır. Ancak, mahkemece davacının ortak olup olmadığı hiç araştırılmamış, aksine bu sıfatının belli olmadığı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. O halde, davacının öncelikle ortak sayılıp sayılmayacağı net bir şekilde açıklığa kavuşturulmadan yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy