(1086 S. K. m. 73) (7201 S. K. m. 10, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.10.2004 tarih ve 2003/1199 - 2004/627 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.04.2006 gününde davacı avukatı Selman Alibaş ile davalı avukatı A. Metin Hacı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ali Orhan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, FC BAYERN, FCB VE FC BAYERN MÜNCHEN E.V markalarının Türkiye'de ve dünyanın değişik ülkelerinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalılar tarafından müvekkili markalarının haksız olarak kullanıldığını ileri sürerek, müvekkiline ait markaların tanınmış marka olduğunun tespitine, davalılar eyleminin davacının marka hakkına tecavüz olduğunun tespitine, şimdilik 100.000.000 TL maddi, 4.000.000.000 TL manevi tazminatın 15.09.1997 tarihinden itibaren faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, tecavüze konu ürünlerin imhasına, hükmün ilanına karar verilmesini istemiş, bilahare ıslah ile maddi tazminatı 30.000.000.000 TL'na yükseltmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davalıların eyleminin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırılık ve markaya tecavüz oluşturduğu, ıslah edilen tutar kadar davacının tazminat isteminin ve 500.000.000 TL manevi tazminatın yerinde görüldüğü, davalıların bizzat üretici olarak çalıştığından husumet itirazlarının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların eyleminin davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 30 milyar TL maddi, 500.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı vekili Av. Alaaddin Safi'ye 19.12.2002 tarihinde gönderilen tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine bu tarihten sonra tüm tebliğler Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılmıştır. Mahkeme kararının tebliği de bu şekilde 21.12.2004 tarihinde yapılmış ve karar 15 günlük temyiz süresi dolduktan sonra 11.1.2005 tarihinde temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 10. maddesine göre tebligat, tebliğ edilecek kişinin bilinen en son adresinde yapılmalıdır. Tüzüğün 13/2. maddesine göre de gösterilen adreste tebligat yapılamayan hallerde tebligatı çıkaran mercii tarafından memurların ve diğer meslek ve sanat erbabının adresleri mensup oldukları teşkilattan, avukatlarınki barodan veya Adalet Bakanlığı'ndan sorulmalıdır.
Yukarıda belirtilen Yasa ve Tüzük hükümleri tebligatın muhatabı olan bir kısım kimseler açısından TK.nun 35. maddesine nazaran özel bir düzenleme getirmiş olduğundan sözü edilen özel düzenlemedeki eksiklikler giderilmeden avukatın daha önce tebligat yapılan adresine sonradan tebliğ yapılamadığı durumlarda Tebligat Tüzüğü'nün 13/2 maddesi gereğince adres araştırması yapılmadan TK.nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ geçerli bir tebliğ niteliğinde değildir.
Somut olayda Av. Alaaddin Safi davalıların vekili iken daha öncesinde kendisine tebligat yapılan adresine, Dairemizce verilen bozma kararı tebliğe çıkarılmış ancak, 19.12.2002 tarihinde alıcısının gösterilen adresten ayrıldığı ve yeni adresi bilinemediğinden tebligatın iade edildiği, bunun üzerine İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce TK.nun 35. maddesine göre işlem yapılarak görevsizlik kararının kesinleştirilmesi için dosyanın Kadıköy 1.Ticaret Mahkemesi'ne gönderildiği, bu mahkemece de TK.nun 35. maddesine göre görevsizlik kararın kesinleştirildiği, İhtisas Mahkemesi de tensip kararını ve sonraki tebligat işlemlerini 35. maddeye göre yaptığı anlaşılmıştır.
Mahkemenin kararının yukarıda açıklandığı üzere TK.nun 10 ve Tüzüğün 13/2. maddesine uygun olarak yeterli araştırma yapılmadan TK.nun 35. maddesine göre tebliği usulsüz tebliğ niteliğinde olduğundan davalılar vekilinin temyizinin süresinde olduğunun kabulü gerekmiştir.
Görevli ihtisas mahkemesinin davalılar vekiline usulüne uygun olarak tensip zaptı ile yeni duruşma gününü yasa ve tüzük hükümlerine uygun olarak bildirmediğinden davada taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilemez. O halde mahkemece usulüne uygun olarak taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekir iken yazılı şekilde usule aykırı olarak davanın sonuçlandırılması doğru görülmemiş kararın bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy