(6762 S. K. m. 57) (556 S. KHK. m. 71)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 23.06.2004 tarih ve 2003/252-2004/503 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ARKON ibareli markanın adına tescilli olduğu ve unvanında da yer aldığını, davalının ise yazılım, renk ve şekil itibariyle bunu taklit ederek, AS ARKON ibaresi ile firma (işletme) adı olarak kullandığını, bu suretle TTK.nun. 57/5. maddesi kapsamında marka tecavüzünde bulunduğunu ve müvekkili şirketi zarar soktuğunu ileri sürerek, mevcut tecavüzün ve tescilli markasının kullanılmasının önlenmesini, unvan olarak kullanılmasının yasaklanmasını ve tabelanın indirilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisinin unvanı ile davalının unvanın benzemediğini, haksız rekabetin bulunmadığını, davacı şirket temsilcisinin amcasının oğlu olduğunu ve muvafakatinin olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, dosyadaki deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının unvanının davalı tarafından işletme adı olarak kullanıldığı, marka ile ilgili üretim ve dağıtım yapılmadığını, bu durumun da haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının marka ve unvanda yer alan ARKON ibaresinin davalı tarafından işletme adı olarak kullanılmak suretiyle oluştuğu iddia olunan marka ve unvan tecavüzünün önlenmesi ve buna bağlı diğer istemlere ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, dayanılan marka tescil belgesi ve istemin hukuki nitelendirilmesinin mahkemeye ait olması dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümünde, 556 sayılı KHK.nin markanın taklidine ilişkin hükümlerinin de tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece de talebin bu şekilde olduğu kabul edilerek, buna göre hüküm kurulmuştur.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 20.11.2003 tarih ve 537 sayılı, 5846 sayılı kanun ile 551, 554, 555, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamelerden kaynaklanan hukuk davaları için ve Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, bir ticaret mahkemesi varsa bu mahkemenin, birden fazla ticaret mahkemesi varsa eşit tevzi suretiyle ticaret mahkemelerinin, müstakil ticaret mahkemesi olmayıp, bir ve iki numaralı asliye hukuk mahkemesi varsa 1 numaralı birden fazla asliye hukuk mahkemesi varsa 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin kararına göre, mahkemece, davaya bakılmıştır.
Ne var ki, daha sonra anılan 556 sayılı KHK.nin, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı yasa ile değiştirilen 71. maddesi hükmüne göre, bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen davalarda görevli mahkemenin ihtisas mahkemeleri olduğu, bu mahkemelerin tek hakimli olarak görev yapacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca, bu mahkemelerden hangilerinin ihtisas mahkemeleri olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun belirleyeceği düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye uygun olarak, mahkemenin kararından sonra, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, 16.09.2004 tarih ve 396 sayılı kararı ve daha sonra alınan ve halen yürürlükte olan 24.3.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile anılan Kanun Hükmünde Kararnamelere ilişkin davalar bakımından, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde, asliye ticaret mahkemesi kurulmuş olup olmamasına bakılmaksızın, bir yada iki asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bir numaralı asliye hukuk mahkemesi, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde 3 numaralı asliye hukuk mahkemesi görevlendirilmiş, bu mahkemelerin yargı çevresinin adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsadığı da belirtilmiştir.
Mahkemelerin görevi kanunla düzenlenmiş olup, görev kuralları, kamu düzenine ilişkindir ve temyiz dahil, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. İhtisas Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, görev ilişkisidir.
Bu durumda, karardan sonra yürürlüğe giren göreve ilişkin açıklanan son düzenleme gereğince, Adana'da ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunduğundan, davaya Adana Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce bakılması gerektiğinden, mahkemece verilen kararın, görevsizlik kararı verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy