(818 S. K. m. 105)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.10.2004 tarih ve 2003/88 - 2004/1018 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait ve davalı şirkete sigortalı binanın Ağustos 1999 depreminde büyük ölçüde hasar gördüğünü, sigorta bedelinin dava ve icra takibi yoluyla faiziyle birlikte 66.000.000.000.-TL olarak ancak depremden 23 ay sonra tahsil edilebildiğini, ekonomik buhran, para piyasalarındaki aşırı dalgalanmalar ve alacağının geç ödenmesi nedeniyle tacir olan müvekkilinin faizle karşılanmayan zararı olduğunu ileri sürerek ödenmesi gereken tarih ile ödendiği tarihe kadar müvekkilinin sigorta bedelini dövize, devlet tahviline veya vadeli banka mevduat hesabına yatırması halindeki getirisi ile faiz dahil tahsil edilen para arasındaki fark nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000.000.000.-TL munzam zararın dava tarihinden itibaren reeskont oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava hakkının kullanılması ve yargılama sürecinin uzaması nedeniyle munzam zarar talep edilemeyeceğini, yargılamanın uzamasında müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği munzam zararı somut olarak ispat etmek zorunda olduğunu, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen genel ekonomik konjonktürel olguların BK.nun 105 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, davacının önceki tazminat davasında dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesini kabul ettiğini ve talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının iddia ettiği munzam zararını somutlaştıramadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Borçlar Kanunu'nun 105/1 inci maddesine göre, alacaklının düçar olduğu zarar, geçmiş günler faizinden fazla olduğu surette, borçlunun kendisine hiçbir kusur isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bu zararı dahi tazmin ile yükümlüdür. Her ne kadar yasa hükmünde geçmiş günler faizini aşan bir zarardan söz edilerek, zararın türü ve niteliği ve özellikleri konusunda bir açıklık yok ise de, buradaki zararın, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan durum arasındaki fark ve temerrüt faizi ile karşılanmayan zarar diye tanımlanması mümkündür. Davalı sigorta şirketi, kusurlu olarak ödemesi gereken sigorta teminatını geç ödediğinden, davacı tarafın faizi aşan bir zararının bulunması halinde, bundan sorumludur.
Davacı vekili, sigorta teminatının geç ödenmesi nedeniyle munzam zarar talebinde bulunmuştur. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince sigorta bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle oluşan munzam zarar davalarında, sigortalının munzam zarar hesabında ikame değerin esas alınması, bunun için de öncelikle fiili ödeme tarihindeki gerçek zararın saptanması, bilahare bu tutardan tahsil edilen faizli tutarın düşülmesi gerekir. Mahkemece, davacının munzam zararının sigortalı binanın rizikodan önceki haline getirilmesi için gereken masraflar ile davalının icra yoluyla ödediği faizli hasar tazminatı arasındaki fark olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu şekilde hesaplanacak munzam zararın istenmesinin mümkün olduğu gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy