(1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Selçuk Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 13.10.2004 tarih ve 2003/209-2004/304 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ramazan Özcan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin, davalı kooperatifin ortağı olduğunu, ancak Almanya'da oturduğu için aidat ödemelerinde kısmi aksamalar olduğunu, bu gibi nedenlerle de müvekkiline ortaklıktan ihraç edildiğinin bildirildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kooperatife ödenen paraya karşılık 5 milyar TL.nın temerrüt faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif vekili, davalının aidat borçlarını ödemesi için çıkarılan bütün tebligatların bila tebliğ iade edildiğini, bu nedenle 31.5.1999 tarihli kararla kooperatiften ihraç edildiğini, davacının 987.460.000.TL ödeme yaptığını ve temerrüt oluşmadığı için de faiz talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma bilirkişi raporu ve dosyadaki delillere göre, davalının kooperatifin ortaklığının devam ettiği ve usulüne uygun bir ihracın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif üyeliğinden çıkma payının tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften ihraç edildiğini belirterek üyelikten çıkma payını istemiş, davalı kooperatif de davacının üyelikten ihraç edildiğini bildirmiş ve ancak alacağının talep edilen kadar olmadığını savunmuştur. Mahkeme ise, davacı hakkında usulüne uygun bir ihraç kararı bulunmamasına göre, çıkma payı istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Uyuşmazlık, bu davada ihraç kararının usulüne uygun olup olmadığının denetlenmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır. Davada, ihracın iptali istenmediği ve davalı tarafından, davacının ihraç edilmediği savunulmadığı halde, mahkemece, HUMK. nun 74. maddesi hükmüne de aykırı olarak, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı ihraç kararını benimsemiş ve davalı da bunu kabul etmiş olup, bu davada artık ihraç kararının tartışılmasına gerek yoktur. Bu nedenle de yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru değildir.
Bu durumda, mahkemece, istem ve savunmaya bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.01.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy